Hala Umudum Var

Ülke olarak yakın tarihin en zor günlerini geçirdiğimiz bir gerçek ve ne yazık ki bu sefer durum ekonomideki çarkların işlememesinden çok daha vahim.

Şu anda benim yaşlarımda, kırk yaş üzeri olanlar hatırlar, 1982’de bankerlerin batması ile başlayan ekonomik kriz serileri neredeyse yedi yıllık aralıklarla ve bazen de daha sık olarak yaşanmış ve bugüne kadar toplumun bütün kesimleri etkilemişti. 1980 öncesini ise hatırlamak bile istemiyorum. Ekonomik krizlerin iyi tarafı yine de kontrolün bir kısmı sizdedir. Harcamalarınızı bir süreliğine erteleyerek ya da geçici olarak değişken maliyetlerinizi kontrol altına alarak yaşamınıza devam edebilirsiniz. Bunun daha ötesindeki huzursuzluklarda ise nefes alma lüksünüz bile yoktur.

Her şeye rağmen benim umudum var çünkü Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri ile son aylarda yaptığımız toplantılarda gündeme getirdikleri hedefl er umut veriyor. Şirketlerin bu dönemdeki odaklarını müşterilerin ihtiyaçlarına tam olarak cevap vermek, hizmet ya da ürün satışlarını daha kaliteli hale getirecek altyapı yatırımlarını hayat geçirmek, satışlar içinde ihracatın payını artırmak, şirket operasyonlarını sağlıklı hale getirecek süreç iyileştirmelerine ve bunları gerçekleştirebilecek kaliteli insan kaynağına yatırım yapmak ve tabii ki tüm bu konularla ilgili zamanında karar alabilecek ve doğru ölçebilecek mekanizmaları kurmak şeklinde sıralayabiliriz.

Tahmin edebileceğiniz gibi yukarıda bahsi geçen hedefl ere kısa vadede ulaşmak için şirketler, özellikle de KOBİ’ler için en önemli aktör nakit yaratma potansiyeli ve yaratılan nakdin yönetimi olacak. Nakde erişim için en iyi bilinen araçlar banka kredileri, ortakların sermaye arttırımı, holding tarafından yapılan temettü ödemeleri, yatırımlardan sağlanan nakit, finansal yatırımlar gibi araçlar olsa da aslında en ucuz ve bulması en kolay nakit işletme sermayesinin daha iyi yönetilmesi sonucunda ortaya çıkıyor ve aslında şirketlerin kendi insiyatifl eri sonucu belirliyor.

İşletme sermayesi yönetimi ile ilgili ise pek çok doğru bilinen yanlışların var olduğunu gözlemliyoruz. Örnek vermek gerekirse, bu konunun yönetiminin sadece mali işler ve finans biriminde olduğu düşünülür oysa operasyonlarla da ilişkilidir. Sadece bilançodaki varlık ve yükümlülüklerin sonucu ortaya çıktığı sanılır oysa tüm etkileri kar/zarar tablosundadır. Müşterilerden erken tahsilat, satıcılara geç ödeme ve envanterin daha hızlı çevrilmesi ile çözüm yaratılabileceği düşünülür, oysa bu alanlara dokunan tüm süreçlerin uçtan uca iyileştirilmesi ile en iyi performans elde edilir.

Özetle, iyi yönetilen bir İşletme Sermayesi döngüsü aslında şirket iş süreçlerinin iyileştirilmesi demektir ve şirketin nakit yaratma potansiyelini bir üst lige taşır. Bu yöntemle hem şirket ortaklarının itibarı artar, hem de şirket hedefl ediği nakde daha az maliyetle ulaşma şansına sahip olur. Bu kaynak sayesinde ister borçluluk miktarınızı düşürün ister yeni pazarlara açılmak için altyapı yatırımlarınızı yapın isterseniz yeni şirketler satın alın, her alternatifte alınan kararın uzun vadede geri dönüşü yine topluma olacaktır.

Bizler hem kurumsal hem de ailevi sorumluluklarımızın gerektirdiği şekilde mesleki anlamda kendimizi sürekli geliştirmeye, insan kaynağına yatırım yapmaya, yeni teknolojileri takip etmeye, ve bahsi geçen konularda daha önce yurtdışında yapılmış benzer iş tecrübelerinden faydalanmaya çalışıyoruz, çünkü sürekli olarak öğrenmek zorundayız. Tüm bunları yaparken de vizyoner şirketlerin üst düzey yöneticilerinin hedefl erine bakarak tek başımıza olmadığımızı hissettiğim için, hala umudum var…

Kaynak: http://www.dunya.com/hala-umudum-var-161738yy.htm