Asgari Ücretin Üzerinde Çalışanlar

Asgari ücretle çalışanların maaşı son dönemlerde en yüksek oranda, %30 oranında zamlanarak 910,43TL’den 1.177,46 TL’ye ulaştı.

Asgari ücret dışında çalışanların 2016 yılında maaşlarına yapılacak zam şu anda merak konusu. Öncelikle asgari ücret nedir diye baktığımızda; asgari ücret, en az ücret olarak adlandırılıyor. Buna göre işçilerin normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücrete asgari ücret deniliyor.

Kanunlarımıza göre asgari ücretin altında bir ücretle çalışmak yasak, asgari ücret en az ücret olarak tanımlanıyor. Asgari ücrete %30 zam yapılması tüm çalışanlara %30 oranında zam yapılacak anlamına gelmiyor fakat çalışma hayatında bu durum huzursuzluklara neden olacak gibi gözüküyor. Örneğin 910,43 TL asgari ücretle çalışan bir kişinin maaşı 1.177,46 TL’ye çıkarken ve AGİ ile beraber 1.000,54 TL eline para geçen bir asgari ücretli 2016 yılında 1.300,99 TL aldığında maaşında 300,45 TL’lik artış söz konusu oluyor. Aynı işyerinde 2015 yılında AGİ dahil 1250 TL maaş alan kişinin cebine de 2015 yılında asgari ücretin üzerinde maaşla çalıştığı için %10 gibi bir artış yapılırsa AGİ ile beraber 1.399,41 TL girer. Bu durumda maaşındaki fark 149,41 TL olur. Asgari ücretin üzerinde vasıflı bir çalışan kendisine haksızlık yapıldığını düşünerek huzursuz olacaktır. Bu durumda iş performansına yansıyacaktır. Ya da bazı işyerlerinde işverene karşı direnişler başlayacaktır. Bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2015 yılında 2550 TL ve altında çalışanlara 100 TL destek sunacak. Huzursuzluğun ortadan kalkması için 2550 TL olan rakamda sınır kalkmalı ve tüm çalışanlara destek sunulmalı, işveren de bu desteği işçisine yansıtmalıdır. Aksi halde şubat ayı işçi ve işverenler için sorunlu bir ay olabilir.




MAAŞINI ZAMANINDA ALAMAYANLAR NE YAPMALI?


​İş hayatında birçok çalışanın temel sorunlarından biri zamanında veya tam alınamayan maaşlardır. 4857 sayılı iş kanunumuzun 32. maddesinde maaş şöyle tanımlanmıştır: “Genel anlamda ücret; bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.” 01.01.2009 tarihinden itibaren ülke genelinde 10 ve daha fazla çalışan olması halinde “Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile banka hesabına ödenir” hükmü getirilmiştir. İşveren 10 kişinin üzerinde personel çalıştırıyor ise çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit ödemesini banka hesapları dışında ödeyemez.

İş ya da toplu iş sözleşmelerinde aksine bir hüküm yoksa işçinin ücreti, çalıştığı ayı takip eden ayın birinci gününde ödenmek zorundadır. 4857 sayılı iş kanunumuzun 34. maddesinde ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir (zorunlu) nedenler dışında ödenmesi gerektiği tanımlanmıştır.

Gününde ücretini alamayan işçi şunları yapabilir;

*İşçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir.

*Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez.

*Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.

*Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz.

Maaş, ödeme tarihinden itibaren ayın 20’sine kadar ödenmez ise; 21’inci gün itibarıyla  İş Kanunu’nun 26. maddesine göre 6 günlük (hak düşürücü) süre içinde 4857 sayılı iş kanunun 24. maddesi II e bendinde tanımlanan “ İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse” maddesini gerekçe göstererek hizmet akdini haklı sebeple tazminatını almak kaydı (eski 1475 s. İş K. md.24)  ile fesih edebilir.

Kaynak: http://www.olay.com.tr/yazarlar/ozgur-erdursun/asgari-ucretli-30-zam-aldi-peki-asgari-ucretin-uzerinde-calisanlar-ne-olacak/4958/