Vergi Usul Kanunu Tasarısı (6)

Vergi Usul Kanunu Tasarı Taslağı’nda düzenlenen konulardan biriside “süre” konusudur. Önce taslaktaki konumuza ilişkin düzenlemeleri aktaralım.

Kanuni ve idari süreler  MADDE 18-


1) Vergi muamelelerinde süreler vergi kanunları ile belli edilir.

2) Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde on beş günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder.

Sürelerin hesaplanması  MADDE 19-

1) Vergi kanunlarında yazılı süreler aşağıdaki şekilde hesaplanır.

a) Süre gün olarak belli edilmişse başladığı gün hesaba katılmaz ve son günün tatil saatinde biter.

b) Süre hafta veya ay olarak belli edilmişse başladığı güne son hafta veya ayda karşılık gelen günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa süre o ayın son gününün tatil saatinde biter.

c) Sonu belli bir gün ile tâyin edilen sürelerde, süre o günün tatil saatinde biter.

ç) Resmî tatil günleri süreye dâhildir. Şu kadar ki sürenin son günü resmî tatile rastlarsa süre, tatili takip eden ilk iş gününün tatil saatinde biter.

2) Elektronik ortamda gerçekleştirilen işlemlerde, birinci fıkradaki sürelerin hesaplanmasında “tatil saatinde biter” ifadesi “sonunda biter” şeklinde uygulanır.”

Bu iki madde, 19/2 hariç, halen yürürlükte olan kanunun 14 ve 18. maddelerin tekrarıdır.

Taslağın 19/2 maddesi ise elektronik ortamda gerçekleştirilen işlemler, özellikle elektronik ortamda verilen beyanname veya bildirimleri için geçerli olmak üzere düşünülmüştür. Elektronik ortamda mesai ve tatil kavramları geçerlilik taşımadığı için, olumlu karşılanması gerekir.

Ancak taslağın 18. maddesinde “muamele”den söz edilirken 19/2’de “işlemler”den söz edilmesi, taslağın hazırlanmasında dil birliğinin sağlanmasına pek özen gösterilmediğini ifade etmektedir ki bu konuda başkaca örnekler bulmak da mümkündür.

Bu iki maddenin en önemli ve olumlu özelliği ise, Maliye Bakanlığı’na “usul ve esasları düzenleme yetkisi” veren bir fıkrayı içermemesidir. Çünkü bu şekilde yetki hükmü içermeyen madde maalesef çok azdır. Bu konuyu ayrıca işleyeceğim. Şimdilik sadece, “inşallah unutma sonucu değildir” demekle yetiniyorum.

Ancak 19. madde düzenlenirken, özellikle beyan, ödeme, uzlaşmaya başvuru yahut indirim talebi gibi hak ve ödevlerde kişileri yanıltan ve giderek hak kaybına yol açan iki konuda dikkate alınabilirdi. Bunlar sırasıyla, mesai saatinin yarım gün uygulandığı günler (Cumhuriyet Bayramı öncesindeki gün ile dini bayramlarda arife günler) ile idari izin günleridir. Uygulamada bu günler hep duraksamalara yol açmakta, bazen idare konuyu bir sirkülerle izah zorunluluğu altında kalmaktadır.

Bu konuda hem duraksamaları gidermek hem de yasalarda paralellik sağlamak açısından da yararlı olması amacıyla Adalet Bakanlığınca hazırlanarak görüş alınmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlara gönderilen “İdari Yargıda İş Yükünün Azaltılması Amacıyla Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Taslağı”nda yer alan düzenlemeden istifade edilebilirdi.

Söz konusu tasarı taslağında İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun sürelere ilişkin 8. maddesinin 2. fıkrasının şu şekilde değişmesi öngörülüyor.

“2. Tatil günleri sürelere dâhildir. Şu kadar ki, sürenin son gününün tam veya yarım tatil gününe ya da yetkili makamlarca verilen ve ülke çapında uygulanan idari izinlere rastlarsa, süre tatil veya idari izin gününü izleyen mesai gününün bitimine kadar uzar”

İYUK Tasarı Taslağı’ndaki bu hükmün Vergi Usul Kanunu Tasarı Taslağı’na (19/ç maddesi yerine) aktarılmasında, sürelere ilişkin bir duraksamanın giderilmesi ve normların açıklığı ilkesi uyarınca fayda vardır.

Kaynak:http://www.dunya.com/vergi-usul-kanunu-tasarisi-6-sure-konusunda-bir-oneri-163027yy.htm