İstihdamda Hizmet Sektörü Rakipsiz

2015’in aralık ayı itibarıyla işsizlik bir önceki yılın aynı dönemine göre azaldı. Bir önceki ayla karşılaştırıldığında ise işsizliğin bir miktar arttığı görülüyor.

Mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre ise işsizlik oranının azaldığı ve yüzde 10.3 olarak gerçekleştiği görülüyor. Son bir yılda mayıs ayı hariç işsizlik oranı çift haneli rakamlarda sabitlendi.
İşsizlikteki azalışa paralel şekilde tarım dışı işsizlikte de azalış söz konusu. Bu azalışın nedeni, tarım dışı işgücündeki gerileme. Mevsimsel etkilerden arındırılmış işgücü göstergeleri sektörel açıdan ele alındığında, sanayi üretimindeki düşüşün sanayi sektörü istihdamına doğrudan yansıdığı ortaya çıkıyor. Aralık 2015 dönemi itibarıyla sanayi sektöründeki istihdam 42 bin kişi azalmış. Buna karşılık, hizmetler sektöründe istihdam edilenlerin sayısı 60 bin artmış. Ekonomideki durgunluğa bağlı olarak sanayi sektöründe yaratılan işlerin sınırlı kalmasına karşılık, Türkiye işgücü piyasasında son dönemde kaydedilen istihdam artışlarının daha çok hizmetler sektörü kaynaklı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bunun yanında, büyümenin lokomotifi olarak görülen inşaat sektörü aralık döneminde sınırlı düzeyde (3 bin) istihdam yaratmış durumda.  

İşgücüne katılım

TÜİK verileri, manşet rakamlar üzerinden, yani mevsim etkisi dikkate alınmadan değerlendirildiğinde, bir önceki aya göre hem kadın, hem de erkeklerde işgücüne katılım oranlarında bir düşüş olduğu görülüyor. Benzer şekilde, kadın ve erkeklerin istihdam oranlarında da bir gerileme söz konusu. Defalarca ifade ettiğimiz üzere, Türkiye işgücü piyasasına ilişkin temel karakteristiklerden bir tanesi, erkeklerin önemli ölçüde gerisinde kalan kadın işgücüne katılım ve istihdam oranları. Son yıllarda önemli artışlar kaydedilen kadın işgücüne katılım ve istihdam oranlarında aralıkta ortaya çıkan düşüş, bu anlamda olumsuz bir gelişme.
İşsizlikteki artış trendine paralel şekilde genç işsizliği de yükseliyor. Aralık ayı itibariyle 15-24 yaş grubundaki her on gençten 4’ü işgücünde. Diğer taraftan, gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 19.2. Bu oran, genel işsizlik oranının neredeyse iki katı. Bununla birlikte, mayıs ayından bu yana genç işsizliği yükseliyor. Bu durumun en temel nedeni kuşkusuz, mayıs ayı sonrasındaki dönemin yeni mezunların piyasaya girdiği ve ilk kez iş aradığı dönem olması.
Uzun bir süre iş arayan çok sayıda genç, bir süre sonra iş bulamayacağı düşüncesine kapılarak ya kayıtdışı, güvencesiz ve düzensiz işlere razı oluyor ya da piyasadan tamamen çekiliyor. Son yıllarda, özellikle lisans üstü eğitime devam etme yönündeki artan eğilimin arka planında işte bu var. TÜİK verilerine göre, Eylül - Aralık döneminde işgücüne dahil olmayan genç sayısında artış söz konusu. Belirtilen dönemde yeni eğitim  öğretim döneminin başlamasıyla, işsiz olarak adlandırılmak yerine yeniden öğrenci olan gençler, eğitime daha fazla yatırım yaparak işgücü piyasasında daha ayrıcalıklı bir konum elde edilebileceklerini de düşünüyor.
Önümüzdeki dönemde daha yavaş büyüyeceği tahmin edilen Türkiye ekonomisinin, sınırlı büyümeye bağlı olarak istihdam yaratma kapasitesi de azalacak olursa, genç işsizliğinde bir miktar daha yükseliş görülebilir. Dolayısıyla, hükümetin 2016 Eylem Planı’nda yer alan gençlere yönelik sosyal politikalar daha hızlı şekilde hayata geçirilmeli.

Ümidi kırılanlar

İşgücü piyasasında işsizlikten diğerlerine oranla daha fazla etkilenen, yani işsizlik kabusunun daha büyük problem yarattığı bazı gruplar söz konusu. Bu gruplardan biri de uzun dönemli işsizler. Uzun dönemler iş arayıp bulamayan uzun dönemli işsizler bir süre sonra iş bulabileceklerine ilişkin ümitlerini kaybedip işgücü piyasasının dışına çıkmak zorunda kalıyor. Aralık 2015 itibariyle Türkiye’de bu durumdaki kişilerin sayısı yükseliyor. Ağustos ayı sonrasında ümidi kırılmış kişilerin sayısı 700 binin üzerinde. Aralık ayı itibarıyla üretime katılarak bir değer yaratmak isteyen ve bunun için uzun süre iş arayan ancak bulamayan 719 bin kişi var. Bir önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında, bu iş bulma ümidini kaybettiği için iş aramaktan vazgeçen 126 bin kişi daha anlamına geliyor.
Ümidi kırılmış işgücü, iş bulamayınca sosyal yardımlara yöneliyor. Sosyal yardım almaya başlayan kişiler de ne yazık ki, sosyal yardımlara alışarak yeniden çalışmak istemeyebiliyor. Yani, bu kişiler başlangıçta ümitleri kırıldığı için iş aramıyor ve sosyal yardım almaya başlıyor, ancak bir süre sonra sosyal yardımlara bağımlı hale gelmeye başlayarak işgücü piyasasının dışında kalmayı tercih ediyor. Dolayısıyla, işgücü piyasası problemlerini çözmek üzere atmamız gereken adımlardan biri de söz konusu kişilere yönelik olmalı. Bu anlamda da uzun dönemli işsizlikle mücadele çerçevesinde uygulanan sosyal politikaların çeşitlendirilmesine ihtiyaç var.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/istihdamda-hizmet-sektoru-rakipsiz/ekonomi/ydetay/2210934/default.htm