Otomotiv Sektöründeki Değişim

Dünyadaki iklim değişiklikleri, ekonomik gücün ülkeler arasında yer değiştirmesi, şehirleşme gibi mega trendler ile teknolojideki değişiklikler, sürücü tercihlerinin kuşaklara göre değişim göstermesi, Devletlerin yasal düzenlemeleri gibi faktörler otomobil sektörünü de derinden etkilemektedir.

Araba sürücülerinin tercihleri değişiyor.  Araba arzını belirleyen en önemli unsur şüphesiz araba talebi. Son dönemlerde araba talebi konusunda en önemli değişim yeni kuşakların eskilere göre araba kullanım tercihlerindeki farklılaşma olmaktadır. Baby Boomers olarak adlandırılan 1964 ve daha öncesi doğumlu kuşakta arabaya sahip olmak önemli bir statü göstergesi iken, 1980 ve sonrası doğumlulardan oluşan ve  “millenials” olarak adlandırılan kuşakta bu durum değişti ve arabaya sahip olmak eski önemini yitirdi. Örneğin; Almanya’da 18-35 yaş arasındaki kişilerde sürücü ehliyeti başvurularında azalma gözüküyor. Yeni kuşak, bulvarlarda lüks araç kullanmak yerine birbirleriyle sosyal medya aracılığıyla iletişimi tercih ediyor. Araba kullanımında, artık zevk almak amacı yerine, fonksiyonellik ön plana çıkıyor.

►Bugün 5 milyondan fazla insan, kendine araba almak yerine ortak araba kullanım uygulamalarından yararlanıyor.

Bu gelişmenin önemli göstergelerinden biri 2014 itibariyle yaklaşık 5 milyon kişinin “car-sharing models” denilen ortak araba kullanımını benimsemesi ve bu eğilimin giderek artış göstermesi: Bu konuda filo temelli olarak kurulan “car sharing “ olarak adlandırılan ZipCar, Car2go gibi uygulamaların yanında, arabanın başkaları tarafından kullanıldığı ortak kullanım uygulamaları  (ride sharing) da yaygınlaşıyor. Bu uygulamanın en önemli örneği; dünyada birçok ülkede hızla yaygınlaşan Uber ya da Lyft gibi uygulamalar. Gerek ortak filo kullanımı uygulamaları (car-sharing) gerekse ortak sürücülü araba kullanımı (ride–sharing) arabaya sahip olmadan ulaşım fonksiyonunun yerine getirildiği araçlar. Dolayısıyla bir aracın birden fazla kişinin ihtiyacını görüyor olması, araba talebini azaltıcı etki yapabilecektir. Örneğin, 2012 yılında Economist tarafından yapılan bir tahminde her bir ortak araba kullanımının 15 özel arabanın yerini alacağı belirtilmiştir. Almanya’da, Almanya Ortak Araba Kullanımı Derneği tarafından yapılan benzer bir araştırmada ise bu oranın 1-10 olduğu, diğer bir ifade ile ortak kullanımdaki 1 arabanın 10 özel kullanımlı arabayı ikame edeceği belirtiliyor.

Tabii ortak araba kullanımının yukarıda belirttiğimiz gerekçelerle araba talebine olumsuz etkisi yanında, talebi artırıcı bazı etkileri de şüphesiz olacaktır. Örneğin; ortak kullanımdaki arabaların, sahipli arabalar gibi özenli kullanılmayacağı, bununda arabanın ömrünü azaltıcı bir etkisinin olacağı, Uber gibi uygulamaların da arabaya ihtiyaç duyduğu ve bu araçların çok kullanılmasından ötürü daha kısa sürelerde değişim ihtiyacının bulunduğu, bu etkilerin araba talebini artıracağı tahmin edilmekte.

►Devletlerin koyduğu regülasyonlar otomotiv sektörü üzerinde derin etkiler bırakıyor

Devletlerin otomotiv sektörü üzerinde güvenlik, sürüm, kullanım ömrü gibi konularda koyduğu kurallar yeni değil. Bu kuralların sektörün üzerine çok önemli etkileri oldu ve oluyor. Şirketler ürün geliştirirken bu kuralları göz önüne alarak ürünlerini geliştiriyorlar. Ülkelerdeki çalışma hayatı ile ilgili kurallar üretim standartlarını etkiliyor. Ticari ve finansal kurallar araçların üretimden piyasaya çıkmasında önemli etkiye sahip. Türkiye de de açıkça görüldüğü üzere vergileme rejimi ve vergi yükleri araç taleplerini önemli ölçüde etkiliyor. Kriz dönemlerinde getirilen teşvik uygulamaları, hurda araç uygulamaları yine Devletlerin sektöre müdahalesinin araçları olarak kullanılıyor.

Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde uygulanan yakıt verimliliği  (CAFE), Avrupa’da uygulanan CO2 regülasyonları gibi uygulamalar da sektörü önemli ölçüde etkiliyor. Bu nedenle otomotiv sektörünün Devletler tarafından uygulanan ya da uygulanması düşünülen kuralları çok ama çok yakından takip etmeleri gerekiyor.

►Otomotiv sektörünün neredeyse geleceğini bağladığı Çin, Brezilya, Meksika gibi ülkelerdeki piyasaya giriş, ortaklık yapılanmaları gibi koşullar sektörün geleceği için kritik rol oynayacaktır

Son 10 yılda global araba üreticileri büyümelerini önemli ölçüde Çin, Brezilya, Meksika gibi gelişmekte olan piyasalar üzerinden gerçekleştirdiler. Dünya çapındaki markalar, verimlilik açısından ölçeği yakalamak için sadece Çin piyasası için değil, çevre Asya ülkeleri için de kapasite oluşturdular. Çin’i bir anlamda bölgenin “Hub”ı olarak kullandılar. Bugün Dünyada tek başına en çok araba üretilen ülke Çin oldu ve bu durumun devam etmesi bekleniyor. Çin’de üretilen araçların üçte biri, hafif ticari araçların %57’si yabancı markalara ait.  Ayrıca yabancı markaların, üretimlerinin yanında, Çin’de büyük ölçekli Ar-Ge merkezleri var. Böyle bir durumda Çin Devleti yabancı sermaye ile ilişkili mevzuatını değiştirdiği takdirde bunun sektöre etkisi büyük olacaktır. Değişimin yönü sektörün de yönünü belirleyecektir.

Bir diğer örnek Brezilya; 2012 yılında Brezilya Hükümeti endüstri vergilerini (IPI) %30 oranında artırdı. Buna ilave olarak yakıt verimliliği, yerel üretim kullanımı ve yerel Ar-Ge’yi teşvik amaçlı kurallar koydu. Bu vergi artışları ve kurallar sonrasında Brezilya’nın yeni yatırımlar için cazibesini yitirdiği bugün çok tartışılan konulardan biri.

► Şoförsüz araç, elektrikli araç, araç içi bilgi ve eğlence sistemi konularındaki teknolojik gelişmeler sürüş konseptini tamamen değiştirecek nitelikte.

Günümüzde medyada en çok yer alan konu geliştirilmeye çalışılan sürücüsüz araçlar olmasına rağmen sürücü yardım kapsamındaki, trafik durumuna göre hızlanan ya da yavaşlayan sistemler, otomatik park sistemleri ve çeşitli teknolojik güvenlik sistemleri gibi teknolojik yenilikler bugün kullanılabilir durumda. Strategy  tarafından yapılan Connected Car Study  2015 çalışmasına göre bu teknolojik uygulamalar yaklaşık 122 milyar euroluk bir piyasa oluşturmaktadır.

Tabii, sadece söz konusu teknolojik değişimler değil, bu değişimler karşısında Devletlerin alacağı tavır da teknolojik gelişmeler kadar sektörü etkileyecektir.  Örneğin ABD’de Ulusal Otoban Güvenlik Kurulu (NHTSA)  araçların çarpışmasını önlemek için yararlanılan araçtan-araca (vehicle to vehicle equipment ) uygulamasını zorunlu hale getirmeyi önermektedir. Yine ABD de  eCall  ve emergency Call sistemleri yeni araçlarda zorunlu olacaktır.

Türkiye’deki otomotiv sektörü de yukarıda özetleme çalıştığımız gelişmelerden tabii ki etkilenmektedir. Bu nedenle sektörün geleceğini şekillendiren bu gelişmeleri yakından takip etmesi ve pozisyon alması şarttır.  Bu çerçevede devletimize de büyük iş düşmektedir. Vergileme sisteminin sektörü nasıl olumsuz etkilediği Brezilya örneğinde görülecektir.  Bu nedenle Türkiye’de otomotiv sektörünün geleceğini planlamak için mevzuat yapıcılarının sektör temsilcileriyle el ele birlikte çalışmaları gereklidir.

Not: Bu yazı PWC Otomotiv ekibi tarafından hazırlanan “Re-inventing the weel Scenarios for the transformation of the automotiv industry “ çalışmasından yararlanılarak hazırlanmıştır.

Kaynak: http://www.dunya.com/otomotiv-sektorundeki-degisimi-etkileyen-faktorler-161828yy.htm