Anonim ve Limited Şirketlerde hisse devri, matrah artırımı, pişmanlıkla beyan ve yeni ortaklıklar

Anonim ve Limited Şirketlerde hisse devri, matrah artırımı, pişmanlıkla beyan ve yeni ortakların durumu

Bilindiği gibi, limited şirketlerde pay devri karar defterine noter huzurunda alınacak karar ve hisse devir sözleşmesinin tasdiki ile gerçekleşmektedir. 2 nüsha karar ve pay devir sözleşmesinin mahalli Ticaret Sicili ‘nde tescil ve ilanı üzerine pay devri tekâmül etmiş sayılmaktadır. Akabinde limited şirket pay defterine pay devir hususlarının işlenmesi ve defterin ilgili sayfalarının ticaret sicilinde sunulması gerekecektir.

Limited şirketlerde noter huzurunda yapılan pay devirlerinin birer nüshası şirketin bağlı olduğu vergi dairesine noter tarafından taahhütlü olarak yollanmaktadır. Böylelikle ilgili vergi dairesi şirketin hisse devri hususunu tarh işlem dosyasına muhafaza etmektedir. Bu durum, özellikle ileride şirketin ödenmeyen vergi borçları ile ilgili hususlarda şirket ortağının sorumluluğunun tespiti açısından önem arz edecektir.

Konumuza dönecek olursak, limited şirketlerde pay devri halinde devir eden ortağın kanuni temsilci olup olmadığı, devir tarihi itibariyle şirketin borcunun bulunup bulunmadığı gibi konular önem arz etmektedir. Kural olarak, her ortak kendi dönemine ait olan borçlardan sorumludur. [1]

Limited şirketlerde pay devri yaptıktan sonra yeni ortakların geçmiş dönemle ilgili 213 sayılı VUK md. 371 hükmüne göre pişmanlıkla verdikleri beyanlar nedeniyle sorumluluk yeni ortaklara ait olacaktır. Keza, yeni ortakların herhangi bir matrah artırımı nedeniyle geçmiş dönemle ilgili yapacakları beyanlarda yine yeni ortakları bağlar. [2]

Sonuç olarak, limited şirket ortaklarının şirket borçlarının tespitinde, ortaklıkta kalma dönemleri, pay devirleri, kanuni temsilci olup olmadıkları, şirketin kamu borcunun ödeyecek düzeyde mal varlığının bulunup bulunmaması vs. konular önem taşımaktadır. Konu ile ilgili uygulamada limited şirket ortaklarına tebliğ edilen ödeme emirlerinin yargıya intikali sonucu muhtelif emsal kararlar ortaya çıkabilmektedir. Örneğin; şirketten pay devri yaparak usulüne uygun ayrılan ortağa daha sonra ödeme emrinin tebliğ edilmesi halinde; yargı öncelikle şirket nezdinde takip yapılarak buna göre durumu değerlendirmektedir. Birinci planda kamu borcundan sorumlu şirket tüzel kişiliğidir. Kanuni temsilcilerin yani, limited şirket müdürlerinin sorumlulukları da şirketle beraber devam etmektedir. Ortak açısından sorumluluğun tayininde birinci ve ikinci planda şirketin tüzel kişiliği ve müdürlerin sorumlulukları dikkate alınmaktadır.

Yeri gelmişken, burada üzerinde durulması gereken önemli bir konu ise şudur;

6183 sayılı kanunun md. 35 hükmünde; 5766 sayılı kanunun md. 4 hükmünde yapılan düzenlemeler sonucunda “Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.

Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.[3] Amme alacağını doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.” hükmü bulunmaktadır. [4]

Söz konusu değişikliği getiren 5766 sayılı kanunun geçici 1. Maddesinde yer alan “Bu kanunla 6183 sayılı kanunda yapılan değişiklikler ve eklenen hükümler, hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları hakkında da uygulanır.” Hükmü, Anayasa Mahkemesinin 28.04.2011 tarih ve E:2009/39 – K:2011/68 sayılı kararı ile iptal edildiğinden, 5766 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce doğan ve tahsil edilmemiş olan amme borçlarına ise söz konusu ek fıkra hükümleri uygulanamayacaktır. 

[1] AKARCA Akif – ŞAFAK Dr. Mehmet, “Limited Şirket Ortaklarının Kamu Alacaklarından Sorumluluğu”, Dünya Gazetesi, 04.09.2014

[2] Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü ‘nün, 05.04.2004 gün ve 014913 sayılı yazısı

[3] Bkz. 6183 sayılı yasa md. 35 – mük. md. 35 ve 213 sayılı VUK md. 10

[4] Bkz. İzmir 3. Vergi Mahkemesi, 07.05.2014 gün ve E:2014/325 sayılı Y.D. Kararları

Hürses

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları