YARGITAY HUKUK GENEL KURULU ANLAŞMALI BOŞANMA DA DENETMEN RAPORUNU HUKUKA UYGUN BULDU

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU ANLAŞMALI BOŞANMA DA DENETMEN RAPORUNU HUKUKA UYGUN BULDU

Toplumda ekonomik çöküntüler artıkça anlaşmalı boşanmalar sonucu birlikte yaşam suretiyle SGK zarara uğratılmaktadır.

Bununla ilgili yapılan yasal düzenlemeyle,boşandığı eşiyle  birlikte yaşamaya karşı denetim mekanizması hayat geçmiştir.

Konuyla ilgili detay yazılarımıza  www.alitezel.com   yer verilmiştik.

Son günlerde YHGK bu konuda geniş ve açıklayıcı düzenlemeye yer vermiş ,olup SGK avukatının temyiz istemini kabul etmiştir.

Sosyal sigortaların amacı  sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme, zorunluluk ilkelerine dayanmaktadır. 5510 sayılı Kanunun 56. maddesi yönünden önem arz eden sosyal koruma ilkesiyle, toplumun ekonomik ve sosyal yönden en fazla gereksinimi olan bireylerini/gruplarını koruma, güvenceye kavuşturma ve onlara hizmet amaçlanmakta, yaşamlarını sürdürebilmeleri için bu kişilerin sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması hedefi öne çıkmaktadır.

Tüm modern sosyal güvenlik sistemlerinde yer alan ölüm sigortası, sigortalının yaşamını yitirmesi durumunda geride kalan ve hak sahibi olarak nitelendirilen (tanımlanan) kişilerin geleceklerini güvence altına almayı amaçlamaktadır.

Evli kız çocuğu kimi zaman boşanmayla hak sahibi sıfatını kazanmaktadır.

ANLAŞMALI BOŞANMA DA YASAL DÜZENLEME VE GERİ İSTENMESİ KANUN MADDESİYLE DÜZENLENMİŞTİR

5510 sayılı Kanunun " Gelir ve aylık bağlanmayacak haller" başlığını taşıyan 56. maddesinin ikinci(son) fıkrasında düzenlenerek 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Fıkrada "eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar 96. madde hükümlerine göre geri alınır" düzenlemesine yer verilmiştir.

Bu düzenleme anayasa kurallarına aykırı değildir.

Kanun koyucu tarafından; hak sahibi konumundaki eş veya çocuğun, boşandığı eşiyle eylemli olarak birlikte yaşaması yasaklanmamakta, bu tür ve nitelikte yaşam sürdüren kişinin bir anlamda hak sahipliği sıfatının ortadan kalktığı kabul edilip, gelir ve/veya aylıktan yararlandırılması benimsenmektedir.

Eylemli olarak birlikte yaşama aynı zamanda gelir/aylık bağlama engeli olarak benimsenmiştir.

Boşanma tarihi itibariyle gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01/10/2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.5510 sayılı Kanunun 56. Maddesinde "belirlenen" sözcüğü dikkat çekmekte olup, belirlemenin nasıl ve ne şekilde yapılması gerektiği, belirleme yapılırken hangi yöntemin izleneceği, yargı makamları önünde ispat hak ve yükünün kime ait olduğu, boşanan eşle eylemli birlikte yaşama/yaşamama olgusunun nasıl kanıtlanması gerektiği önem taşımaktadır.

5510 sayılı Kanunla getirilen yeni düzenleme sonrasında da sürdürdüklerinin veya söz konusu düzenlemeden itibaren anılan tür ve nitelikte bir beraberliğe başladıklarının kanıtlanması durumunda, başka bir anlatımla eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun saptandığı durumlarda, anılan 2. madde kapsamında hakkın kötüye kullanımının varlığı kabul edilerek ilgililere gelir/aylık tahsisi yapılmaması, bağlanan gelirin/aylığın da kesilmesi gerekmektedir.

Asliye Hukuk Mahkemesinin ….1992 tarih .., …. sayılı ilamıyla boşanmış; boşanma kararı 21.07.1992 tarihinde kesinleşmiştir. Davacıya babası nedeniyle yetim aylığı bağlanmıştır. 02.04.2011 tarihli kontrol memuru raporunda yer alan, "boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı " yönündeki tespit üzerine yetim aylığının 20.01.2009 tarihi itibari ile kesildiği ve 20.01.2009- 19.06.2011 arası ödenen aylıklar toplamı olan 16.842,61. TL ‘nin borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, dosya kapsamına göre, Sosyal Güvenlik Kurumu Kontrol Memurluğu Raporu ekinde bulunan davacı ile boşandığı eşi ...’in ve tanık ...’un huzurunda düzenlendiği anlaşılan tutanak içeriğine göre, davacının boşandığı eşi ... ile 2009 yılı Ocak ayından itibaren birlikte yaşamaya devam ettikleri belirtilmiştir. Her ne kadar davacı imza bilmediğini beyan etmiş ise de, tutanak içeriğindeki davacı beyanları tanık ... tarafından doğrulandığı dikkate alındığında davacının boşandıktan sonra da eski eşi ile birlikte yaşamaya devam ettikleri sonucuna ulaşılmaktadır.

YETİM AYLIĞI • ANLAŞMALI BOŞANMA ÖZET: Sosyal güvenlik kurumu kontrol memurluğu raporu ekinde bulunan davacı ile boşandığı eşi ...’in ve tanık ...’un huzurunda düzenlendiği anlaşılan tutanak içeriğine göre, davacının boşandığı eşi ... ile 2009 yılı ocak ayından itibaren birlikte yaşamaya devam ettikleri belirtilmiştir. her ne kadar davacı imza bilmediğini beyan etmiş ise de, tutanak içeriğindeki davacı beyanları tanık ... tarafından doğrulandığı dikkate alındığında davacının boşandıktan sonra da eski eşi ile birlikte yaşamaya devam ettikleri sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda 5510 sayılı yasanın 56/son maddesi uyarınca davacının boşandığı halde boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşaması nedeni ile yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Y. HGK E. 2015/831 K. 2016/201 T. 26.02.2016

SONUÇ :

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA karar verilmiştir.



Kısaca yetim kız çocuğu boşandığı eşiyle eylemli birlikte yaşamak  pahalıya gelebilir.

Kaynak: http://alitezel.com/index.php?sid=yazi&id=8670

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları