Bu gün yılın son günü, yarın ise önümüzdeki yılın ilk günü.

Bu gün yılın son günü, yarın ise önümüzdeki yılın ilk günü.

Biz de yazımıza, tüm okurlarımıza mutlu, sağlıklı, huzurlu ve varlıklı bir yıl dileyerek başlayalım. Umarım önümüzdeki yıl ve sonrası, hukukun egemen olduğu, adil bir vergi sistemine ulaşıldığı, haksızlıkların yok olduğu, hak ve özgürlükler rahatça ve sınırlamalar olmaksızın kullanılarak insan onuruyla bağdaşır yaşamların hâkim olduğu yıllar olur.

Yıl sonu işletmeler için pek çok yükümlülükler getirmektedir. İzleyen yılın defterleri tasdik ettirilecek, envanter çalışmaları yapılacak, stoklar ve depolar da sayımlar yapılacak, mutabakatlar sağlanacak, bilanço ve kâr – zarar tespitine yönelik çalışmalara başlanılacak ve benzeri pek çok iş veya işlemler yapılacak.

Her yıl başı, aynı zamanda işletmeleri kara kara düşündüren maliyet artışlarını da içermektedir. Her şeyden önce vergiler artmaktadır. Vergi sisteminin dolaylı vergilere yüklenmesi, maliyetleri de yakından ilgilendiren bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Üstelik bu yıl asgari ücretin, seçim vaatleri sonucunda önceki yıllara nazaran olağan dışı artacak olması da işletmeleri düşündüren bir başka önemli konudur.

Görünen o ki dört yıl da bir asgari ücrette önemli artışlar olacaktır. Çünkü siyasal partiler asgari ücrette artış vaadinin önemli bir oy kaynağı olduğunu keşfetmişlerdir. Ancak artacak olan sadece asgari ücret değildir. Çalışma barışının sağlanabilmesi için işyerlerinin pek çoğunda diğer çalışanlara da aynı oranda zam yapılması gerekecektir. Örneğin işçileri 1.000 lira ücretle, ustaları 1.150 TL ücretle, ustabaşlarını da 1.250 TL ücretle çalıştıran bir işyerinde çalışma barışının aynı seviyede sürdürülebilmesi için, bütün çalışanların ücretlerinin aynı oranda arttırılması gerekecektir.

Tartışma da bu noktada çıkmaktadır. İş kesimi, madem devlet asgari ücreti siyaset konusu yaparak arttırıyor, o halde artışın bir bölümüne de kamu katlansın demekte, Kamu kesimi ise buna pek yanaşmamaktadır. Elbet bir uzlaşı ve denge sağlanacaktır. Ancak, asgari ücretin biraz üzerinde ücretle çalışanlara yapılacak zamların yükünün ise iş kesiminde kalacağı açıktır. Ancak endişem, bu tartışmaların kayıt dışı istihdam ortamını büyütmeye hizmet edebilecek olmasındadır.

Bu arada, 2010 yılına ilişkin defter, kayıt veya belgelerinde sıkıntıları olanlar da yıl başını her halde ayrı bir mutlulukla kutlayacaklardır. Çünkü 2010 yılına ilişkin tarh zamanaşımı süresi 31.12.2015 günü dolmaktadır. Bu akşama kadar tebligat olmazsa, kurtardılar demektir.

Ancak İdare’de 2010 yılı vergilerini zamanaşımına uğratmamak için bu konuda kendince tedbirler almaktadır. İnceleme elemanları, tamamlayamadıkları incelemeler ile ilgili dosyaların vergi dairelerince takdir komisyonlarına sevkini sağlamaktadırlar. Bilindiği gibi, takdir komisyonuna sevk halinde zamanaşımı süresi, bir yıla kadar uzamaktadır. Bu uzayan süre içerisinde inceleme elemanları raporlarını tamamlayıp takdir komisyonlarına veri olarak vermekte ve cezalı tarhiyatlar bu şekilde oluşan takdir komisyonu kararlarına dayalı olarak yapılmaktadır.

Ancak bu yolun, kanunun dolanılması anlamına geldiği açıktır. Başlamış bir incelemenin takdir komisyonu kararı ile sonuçlanması pek mümkün değildir. Hele takdir komisyonu kararları ile KDV indirimlerinin reddi yoluyla tarhiyat yapılması hiç mümkün değildir. Nitekim yargısal anlayışta bu yöndedir. Bu şekilde, vergi incelemesi ile başlayıp, tarh zamanaşımı süresinin dolmasından sonra bir yıllık ek sürede takdir komisyonu kararı ile sonuçlanan sürece dayalı olarak yapılan tarhiyatlar, yargı tarafından iptal edilmektedir (Örnek olarak; Danıştay 4. Dairesi E.2013/3222 K.2014/5621 T.14.10.2014).

31.12.2010 öncesinde tahakkuk edip de arada geçen tahsil zamanaşımı süresinde tahsil edilemeyen alacaklar da, 31.12.2015 de zamanaşımına uğramaktadır. 31.12.2015 öncesinden kaynaklı borcu bulunanlarda, bu yılbaşında sevinecekler arasındadır.

Ancak tahsil zamanaşımı süresini kesen sebepler 6183 sayılı Kanunda hazine lehine o kadar geniş düzenlenmiştir, süre kolay kolay dolmamaktadır. Süreyi kesen önemli bir sebep de kısmi ödemedir. Zamanaşımı süresi içerisinde yapılabilecek küçük de olsa kısmi bir ödeme, geri kalan borç için zamanaşımı süresini tekrar beş yıla çıkartmaktadır.

İdare veya işgüzar memurlar, hazine alacağını zamanaşımına uğratmamak için, borcu zamanaşımına uğrayacak borçlular adına küçük küçük ödemeler yapmaktadırlar. Ancak alacaklı tarafın Kanundan iyiniyetli olmayan şekilde yararlanmasını ifade eden bu uygulama da yargı anlayışında doğal olarak kabul görmemektedir. Örneğin Danıştay 3. Dairesi E.2010/4340 K.2012/3047 sayı ve 25.9.2012 tarihli kararında; zamanaşımına uğrayacak her bir borç için yapılmış 1’er kuruş ödemenin, iktisadi icaplara uymaması ve hayatın olağan akışına göre normal kabul edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle borçlu tarafından yapılmış ve zamanaşımını kesecek nitelikte olduğunun kabul edilemeyeceğine karar vermiştir.

Bu yıl bu kadar vergiden bahsetmek yeter. Arkası seneye. Herkese mutlu yıllar.

Kaynak: http://www.dunya.com/dusunenler-sevinenler-162653yy.htm

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları