Kredi kartı kullanımı ülkemizde ve tüm dünyada hızla yaygınlaşmaktadır. Ekonomik hayatta nakit paranın alternatifi ve yapılan harcama ve ödemelerin kayıt altına alınmasının bir aracı olarak da değerlendirildiği için kredi kartı kullanımı teşvik edilmektedir.

Kredi kartı kullanımı ülkemizde ve tüm dünyada hızla yaygınlaşmaktadır. Ekonomik hayatta nakit paranın alternatifi ve yapılan harcama ve ödemelerin kayıt altına alınmasının bir aracı olarak da değerlendirildiği için kredi kartı kullanımı teşvik edilmektedir.

Kredi kartı esasen bireysel bir uygulama olup, kimin adına düzenlemiş ise, yani kart kime ait ise o kişi tarafından kullanılması gerekir. Ancak uygulamada kişiler güven duydukları yakınlarına ve veya personellerine ihtiyari olarak veya zorunluluktan kredi kartlarını vererek kullanılmasını sağlamaktadırlar. Sadece bu şekilde değil, şirket adına (tüzel kişilik adına) harcama yapan gerçek kişilerin, personel veya 3. kişilerin farklı olmasına da rastlanmaktadır. Yani kredi kartı gerçek kişiye ait olup harcama ya da ödeme şirkete ait olabilmektir. Bu durum mali açıdan belge düzeni anlamında kafa karışıklığına neden olabilmektedir. Çünkü kredi kartı ödeme belgesindeki isim ile faturadaki isim farklı olduğu için belge düzeni açısından sorun yaşanmaktadır.

Vergi Usul Kanunu’nda (VUK); vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği hükme altına alınmıştır.

Yine VUK’un 227. maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükmüne yer verilmiş, 229. maddesinde ise fatura, “satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.” şeklinde tanımlanmıştır. Kanunun 231. maddesinin 5. bendinde, faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı, 232. maddesinde ise, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin, birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere ve vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları hükme bağlanmıştır.

Yukarıda yapılan bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere verilen hizmetin veya satın alınan malın faturasının mutlak surette düzenlenmesi zorunludur. Söz konusu faturanın özellikle hizmet faturalarının hizmetin verildiği kişi adına düzenlemesi gerekmektedir. (örneğin konaklama hizmetlerinde)

Ancak ilgili kişinin (konaklama) hizmetinden sahibi bulunduğu veya personeli olduğu şirketinin yararlanması halinde faturanın bu şirket adına düzenlenmesi de mümkün bulunmaktadır. Ayrıca faturanın adına düzenlendiği şirket ile beraber, faturada, bilfiil hizmetten faydalanan kişinin ismine de yer verilebilir. Aslında doğrusu böyle bir işlem olup, kredi kartı İle kesilen faturanın eşleştirilmesi sağlanmış Maliye’ye veya 3. kişilere karşı ispat yükümlüğü de yerine getirilmiş olmaktadır. Bu nedenle fatura düzenleyen kişilerin kendi hesap ve işlemlerini kolaylaştırmak mali yükümlülüklerini yerine getirmek adına iş ve işlemlerini buna göre düzenlemeleri gerekmektedirler. Firmalar zaten kendileri için bu işlemi yapmaları gerekirken, kendilerine böyle bir talep gelmesi halinde bu talebin tereddütsüz olarak yerine getirilmesi yerinde bir uygulama olacaktır.

Kaynak: http://www.dunya.com/kose-yazisi/kredi-karti-odemelerinde-fatura-kimin-adina-duzenlenmeli/347703

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları