Doğru yeteneği doğru yerde değerlendirmek, küreselleşen dünyada şirketlerin karşısına çıkan en büyük güçlüklerden biri. Bu durum şirket yöneticilerini o kadar düşündürüyor ki, PwC’nin, bu sene 83 ülkede 1400 şirket yöneticisinin katılımıyla 19. kez gerçekleştirdiği CEO araştırmasına göre, doğru yeteneği bulmak ve doğru yerde değerlendirmek küresel şirketlerin CEO’larının uykularını kaçıran problemler arasında 4. sırada yer alıyor.

Doğru yeteneği doğru yerde değerlendirmek, küreselleşen dünyada şirketlerin karşısına çıkan en büyük güçlüklerden biri. Bu durum şirket yöneticilerini o kadar düşündürüyor ki, PwC’nin, bu sene 83 ülkede 1400 şirket yöneticisinin katılımıyla 19. kez gerçekleştirdiği CEO araştırmasına göre, doğru yeteneği bulmak ve doğru yerde değerlendirmek küresel şirketlerin CEO’larının uykularını kaçıran problemler arasında 4. sırada yer alıyor.

Psikoloji alanında yapılan birçok araştırmaya göre bir bireyin dünyasını alt-üst eden büyük dönüşümler, aynı zamanda kişiye bilişsel bir esneklik kazandırıyor ve kişinin yeni bakış açıları edinmesine katkı sağlıyor. Yani sudan çıkmış balığa dönmek bizi yaratıcılığımızın sınırlarını zorlamaya itiyor. Bu tür radikal dönüşümler sonucunda insanlık tarihine katkıda bulunmuş birçok isim var. Örneğin, Victor Hugo, Albert Einstein, Nikola Tesla, Marie Curie ve Mimar Sinan gibi. Her zaman yaratıcılık ve yetenek arayan iş dünyası da son yıllarda bu yaklaşımı keşfetti. Bunun bir sonucu olarak birçok şirket, çalışanlarının arasında kendi ülkesi dışında çalışan veya yaşayanların, yani “yabancıların” sayısını artırmayı stratejik bir yönetim hedefi olarak belirliyor. Bu bağlamda, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de şirketler yabancı istihdamından yararlanıyor ve yerel çalışanlarını da yurtdışında önemli görevlere gönderebiliyor.

İşgücü Araştırması 2015 sonuçlarına göre Türkiye’de toplam çalışan sayısının 26 milyon 621 bin kişi olduğu tahmin ediliyor. Çalışma Bakanlığı verilerine göre 2015 yılında Türkiye’de toplam 64,547 çalışma izni verildi. Bu, çalışan nüfusun binde 2’si ne tekabül ediyor.

Nisan 2014 öncesine kadar Türkiye’de yabancı istihdamı almak için oturma ve çalışma izni almak gerekiyordu. Ancak bu tarihte yapılan değişiklikler sonucu, hâlihazırda yabancı personel için sadece çalışma izni almak yeterli oluyor. İstihdam edilen yabancı çalışanın ailesi için elbette hâlen ayrıca oturma izni alınması gerekiyor.

Çalışma izinleri, 2003 yılı ve sonrasında 4817 sayılı Çalışma İzni Kanunu çerçevesinde Çalışma Bakanlığı tarafından verilmekteydi. Ancak yabancıların kayıt dışı çalışmalarının önlenmesini ve yerli-yabancı işgücü dengesi kurularak nitelikli yabancı işgücünden de yararlanılmasını öngören Uluslararası İş Gücü Kanunu’nun 29 Temmuz 2016’da TBMM Genel Kurulu’nda kabulüyle, bu alanda bazı değişikliklere gidildi.

Kanunun getirdiği değişiklikler neler?

Turkuaz Kart Yeni kanun, başvuru yol ve yöntemi henüz belli olmamakla beraber, alt düzenlemeler ile belirlenecek kriterleri karşılayan yabancılara Turkuaz Kart verilebilmesini öngörüyor. Yeni kanuna göre, Turkuaz Kart, öncelikle 3 yıl, 3 yıl sonunda koşullarda değişiklik olmadığı müddetçe, yabancının kendisine süresiz çalışma ve ailesine de süresiz ikamet hakkı verecek.

“Turkuaz Kart”, başvuranın eğitimi, mesleki bilgi ve deneyimi, bilim ve teknolojiye katkısı, Türkiye’deki faaliyetinin veya yatırımının ülke ekonomisine ve istihdama etkisi doğrultusunda, Uluslararası İşgücü Politikası Danışma Kurulu’nun önerisiyle, başvurusu bakanlıkça uygun görülen yabancılara verilebilecek.

Turkuaz Kart uygulamasında akademik alanda uluslararası kabul görmüş çalışmaları bulunanlar, bilim, sanayi ve teknolojide stratejik kabul edilen bir alanda öne çıkanlar, ihracat, istihdam veya yatırım kapasitesi olarak ulusal ekonomiye önemli katkı sağlayan ya da sağlaması öngörülenlerin, “nitelikli yabancı” olarak değerlendirilmesi planlanıyor.

Geçici koruma sağlanan yabancılara, Turkuaz Kart ile ilgili düzenlemeler uygulanmayacak.

Yabancı danışmanlara ilişkin düzenleme

Bugüne kadar yurtdışından gelen ve Türkiye’deki işverenler ile istihdam ilişkisine girmeksizin danışmanlık hizmeti veren yabancıların (45 dakika için bile Türkiye’de çalışmaları için) tüm çalışma izni prosedüründen geçmeleri gerekiyordu. Bu pratikte mümkün olmadığı için bu tür hizmetler için ülkemize gelen danışmanlar genellikle kısa süreli iş ziyaretlerini turistik vizeler ile yapıyorlardı.

Yeni kanuna göre, Türkiye’de 180 gün içerisinde 90 günden az kalacak sınır ötesi hizmet sunucusu yabancılar “çalışma izni muafiyeti belgesi” alarak Türkiye’de faaliyetlerini gerçekleştirebilecek. Ülkede kaldığı süre belirtilen gün sayısını aşan yabancı danışmanlar için ise Türkiye’de danışmanlık yaptıkları şirketler tarafından çalışma izni alınması gerekliliği netlik kazanmış oldu.

Anonim şirketlerin Türkiye’de ikamet etmeyen yönetim kurulu üyeleri yabancılar

Çalışma izni muafiyeti belgesi alarak Türkiye’de faaliyetlerini gerçekleştirebilecekler. Türkiye’de ikamet edenlerin ise çalışma izni alması zorunluluğu netlik kazanmış oldu.

Kanunun getirdiği diğer önemli değişiklere sonraki yazılarımızda değineceğiz.

Kaynak: http://www.dunya.com/turkiyenin-green-cardi-turkuaz-kart-meclisten-gecti-165326yy.htm

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları