Vergide zamanaşımı ve mükellefin haberi olmadan hesabına yapılan ödemeler

.

4850 Muhasebe Bürosuna Para ve Zaman Kazandırıyoruz! > emukellef.com.tr (TIKLAYIN)

Bilindiği gibi, amme borcunda; zamanaşımının kesilmesine yönelik zaman zaman mükellefin bilgisi dışında ödemeler yapılarak borç zamanaşımına uğratılmamaktadır. Oysaki, amme borcunun zamanaşımına uğratılmaması için vergi dairesi tarafından yapılan cüz’i ödemeler zamanaşımını sürekli uzatmaktadır. Böylece, amme borcu hiçbir şekilde zamanaşımına uğramaz hale gelmektedir.

Bilindiği gibi, 6183 sayılı kanunun 102. maddesine göre amme alacağının vadesini rastladığı takvim yılını eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içerisinde tahsil edilmemesi halinde zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiş olup, yine aynı yasanın 103. maddesinde zamanaşımını kesen nedenler tahdidi olarak sayılmış, “ödeme” ve “ödeme emri” tebliği halleri bu nedenler arasında gösterilmiştir.

Somut bir olayda, 2001 yılı 11. dönemi ve yine 2002 yılı 1. dönemi ile ilgili tahakkuk eden ancak ödenmeyen şirketin amme borcu nedeniyle şirket adına ödeme emirleri düzenlenip ilanen tebliğ edildiği halde ödeme yapılması üzerine, yapılan malvarlığı araştırmaları neticesinde şirketin haczi kabil mal varlığına ulaşılamadığından uyuşmazlık konusu dönemde yönetim kurulu üyesi olan davacı adına dava konusu ödeme emirlerinin düzenlenip, tebliğ edildiğinin anlaşılmıştır.(1)

Bunun üzerine olayı yargıya yansıtan şirket ortağının açtığı davada; mahkeme tarafından verilen karar ve gerekçesi aşağıda olduğu gibidir:

Muhasebe Ücretlerini Tahsil Etmekte Sorun Mu Yaşıyorsunuz? > muhasebepos.com (TIKLAYIN)

“…..

Olayda; yine davacı adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan ve mahkememizin ……. Sayılı dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde en son 2004 yılında 534,05 TL bir ödeme yapıldığı, daha sonra 3.12.2007 tarihinden itibaren 0,05 TL gibi cüz’i ödemeler yapıldığı anlaşılmıştır. Söz konusu bu ödemelerin; miktarı ve tarihleri göz önüne alındığında idarece resen ve zamanaşımının kesilmesine engel olma amacıyla yapıldığı anlaşılmakta olup, zamanaşımını kesmesi düşünülemez. Aksi bir düşünce 6183 sayılı yasanın anılan 102. maddesinin işlevsiz hale getirir ki hukuk devletinde böyle bir durumun kabulü mümkün değildir.

Bu durumda; 31.122007 ve tarihinde zamanaşımına uğrayacak olan 2001/11-2002/1. dönemine ait kamu alacaklarının zamanaşımı süresinin, 2004 yılında yapılan ödemeden sonra 31.12.2009 tarihine uzadığı açık olup, bu süre idarece resen yapılan cüz’i tutarlı ödemelerle uzatılamayacağından, 31.12.2009 tarihinde zamanaşımına uğrayan kamu alacağı için bu tarihten sonraki bir tarihte düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline, …” şeklinde karar verilmiştir.(2)

Mükellefin gıyabında ve bilgisi dışında vergi daireleri tarafından cüz’i miktarlarda salt zamanaşımını kesmeye yönelik yapılan ödemeler hukuken geçerli ödemeler kabul edilmediği gibi zamanaşımını engelleyici nitelikte olamaz.

Özetlemek gerekirse, zamanaşımının bitmesine çok az bir süre kala mükellefin iradesi dışında maliye veznesine borca mahsuben sembolik miktarlarda paraların yatırıldığını herkesçe bilinmektedir.

Zamanaşımının bitmesine çok az bir zaman kala meçhul kişiler tarafından zamanaşımının kesilmesine yönelik sembolik tutarlarda borçlu mükellefin borcuna mahsuben paralar yatırıldığı sıklıkla görülmektedir. mükellefin bilgisi dışında kendi hesabına yatırılan bu tip paralarla ilgili yargıya giden mükelleflerin mahkemelerde haklı olarak bu ödemeleri iptal ettirdikleri görülmektedir.(3)

6183 sayılı AATUHK’nunda yapılan düzenlemeler sırasında yasaya konulan hüküm ile artık mükellefin bilgisi dışında zamanaşımını ortadan kaldırmaya yönelik sembolik miktarlarda ödeme yapılmasının önüne geçilmektedir.

Kanun teklifi kısaca aşağıda olduğu gibidir:

İlgili teklifte, Kanun’un 103’ üncü maddesine;

“Zamanaşımını kesmek kaygısı ile yapıldığı ciddi şüphe uyandıran işlemler ile toplam borcun yüzde ikisini kapsamayan ödemeler maddenin istisnasıdır, zaman aşımını kesmez. Söz konusu muvazaalı işlemi tesis eden tahsil dairesi yetkili müdürü ve işlemi tesis eden görevli memur Türk Ceza Kanunun ilgili hükümlerince cezalandırılır.”şeklindeki fıkranın ilave edilmesi öngörülmüştür.

Kanun teklifiyle salt zamanaşımını kesme saikiyle yapılmakta olan şüpheli işlemlerin ve sembolik ödemelerin hüküm doğurmaması amaçlanmıştır. Mamafih, teklif metnin lafzı dar yorumlanarak mükellef, borçlu ve bunların kanuni temsilcilerinin kendi irade ve istekleriyle toplam borcun yüzde ikisine kadar yaptıkları ödemelerin de zamanaşımını kesmeyeceği sonucu çıkarılmamalıdır. Aksi halde, suiistimale konu bir durum bertaraf edilmek istenirken başka bir suiistimale açık durumun yaratılması söz konusu olacaktır. Prof. Dr. Hakan Üzeltürk hocamızın Anayasan Mali ve Vergisel Beklentiler isimli çalışmasının 255. sayfasında konuyla ilgili ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.(4)

Sonuç olarak, 6183 sayılı kanunun 103. maddesine eklenen hüküm ile mükellefin gıyabında sembolik miktarlarda borcun zamanaşımına uğramasını önlemeye yönelik ödemeler yapılamayacaktır. Bu düzenleme önemli bir düzenleme olup umarız önümüzdeki yıllarda kötü amaçlarla kullanılması önlenmiş olabilecektir.

[1]İzmir 4. Vergi Mahkemesi, 18.09.2012 gün ve E:2012/355-K:2012/1096 sayılı karar.

[2]İzmir 1. Vergi Mahkemesi, 23.05.2012 gün ve E:2012/349-K:2012/878 sayılı kararları.

[3]Bkz. İzmir 3. Vergi Mahkemesinin, 23.10.2012 gün ve E:2012/685-K:2012/1090 sayılı kararları.

[4]YENİSEY Feridun – GÜNEŞ Gülsen – ŞİRİN Ertunç, Anayasadan Mali ve Vergisel Beklentiler, XII Levha Yayınları, 1.Baskı, İstanbul, Haziran 2012, s.254

Kaynak: Av. Nazlı Gaye Alpaslan - https://www.hurses.com.tr

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları