Vergi Usul Kanunu’nun üçüncü kitabı “Değerleme” ile ilgili hükümleri içermektedir (Madde 258-330). Değerleme, “kelime anlamı ile ilgili belirli bir varlığa değer belirlemeyi ifade eder. Vergi hukuku yönünden ise değerleme vergi matrahının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tespitidir.”(X)


Vergi Usul Kanunu’nun üçüncü kitabı “Değerleme” ile ilgili hükümleri içermektedir (Madde 258-330). Değerleme, “kelime anlamı ile ilgili belirli bir varlığa değer belirlemeyi ifade eder. Vergi hukuku yönünden ise değerleme vergi matrahının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tespitidir.”(X)

Vergi Usul Kanunu’nun 280’inci maddesi gereği olarak yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe (oluşumunda) muvazaa (yanıltma) olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığı’nca tespit olunur.

Bu madde hükmü yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da caridir (geçerlidir). Bunlardan vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlar bu kanunun 281 ve 285’inci maddeleri uyarınca değerleme günü kıymetine irca edilebilir (dönüştürülebilir). Ancak senette faiz oranının yazılı olmadığı durumlarda değerleme gününde geçerli olan Londra Bankalar Arası Faiz Oranı (LİBOR) esas alınır.

MEVDUAT VE KREDİ SÖZLEŞMELERİ

Ancak aynı kanunun 281’inci maddesi gereği olarak “Alacaklar mukayyet (kayıtlı) değerleriyle değerlenir. Mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit (dayalı) alacaklar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır.

Vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacaklar değerleme gününün kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde, senette faiz nispeti açıklanmış ise bu nispet açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankası’nın resmi iskonto haddi veya muamelelerinde uyguladıkları faiz haddi ile değerleme günü kıymetine irca ederler (dönüştürülür).”

Vergi Usul Kanunu’nun 281’inci maddesinde yer alan düzenleme gereği olarak mevduat veya kredi sözleşmeleri hariç diğer yabancı para birimine bağlı alacakların mukayyet (kayıtlı) değerleriyle dikkate alınması ve muhasebeleştirilmesi gerekmektedir.

EFEKTİF VE DÖVİZ KURU

Bilindiği üzere Maliye Bakanlığı’nın ilan ettiği kurlar efektif ve döviz kuru olarak farklılık göstermektedir. Bu uygulama ülkemizdeki bankacılık faaliyetlerinde nakit yabancı paranın efektif, bunun dışındaki yabancı para cinsinden çek, poliçe, hazine bonosu, tahvil gibi belgelerle ödemenin yapılması halinde döviz olarak adlandırılmasından kaynaklanmaktadır.

Uygulamada döviz alış kurları nakit olmayan yabancı paralar için uygulanır. Buna göre değerlenecek yabancı paralarda, döviz olarak adlandırılan yabancı para cinsinden düzenlenen mektuplar, senetler ve diğer kıymetli evraklardır. Dolayısıyla banka hesaplarında tutulan yabancı paralar da alacak niteliği gösterdiği için döviz alış kuru ile değerlenir. “Döviz cinsinden alınan veya verilen avanslar gerçek bir borç veya alacaktan farksız olup, yılsonunda Vergi Usul Kanunu’nun 280’inci maddesi uyarınca değerlemeye tabi tutularak oluşan kur farkının kurum kazancının tespitinde gelir ya da gider olarak dikkate alınması gerekir.” (Danıştay 4.D. E.No: 2010/4673, K.No:2011/297)

MALİYE BAKANLIĞI’NIN İLANI

Diğer yandan “Yurt dışından olan döviz cinsinden alacakların döviz bakiyeleri dikkate alınarak Maliye Bakanlığı’nca belirlenerek ilan edilecek ilgili yılsonu döviz kurlarına göre kur değerlemesi işlemine tabi tutulması gerekir. (Danıştay 4. Dairesi E.No: 2010/8813, K.No: 2011/1352)

Maliye Bakanlığı sadece yılsonu itibariyle esas alınması gereken kurları ilan etmektedir. Bunun haricinde gerek dönem içindeki gerekse geçici vergilendirme dönemlerinin sonlarında yapılan değerlemelerde, fiili kurun bulunmadığı durumlarda Merkez Bankası’nca Resmi Gazete’de ilan edilen döviz alış kurları esas alınmalıdır. Fiili kurdan anlaşılması gereken, bir mal alımında işletmenin döviz kasasından yaptığı ödeme esnasında satıcı tarafından uygulanan kurdur.

(X) Öztürk, Bünyamin “Dönemsonu Envanter ve Değerleme İşlemleri”, Maliye ve Hukuk Yayınları 2006 sf.7)

KÂR-ZARAR MUHASEBESİ


Yabancı paraların Maliye Bakanlığı tarafından ilan edilen kurlarla değerlenmesi sonucu, Türk Lirası karşılığında meydana gelen artış veya azalışların kâr veya zarar hesabına intikal ettirilmesi gerekir. Yabancı paranın değer kazanması halinde “100-Kasa” hesabına borç, 646 kambiyo kârları hesabına alacak kaydı yapılması gerekmektedir. Aksi halde ise “100-Kasa” hesabına alacak “656 Kambiyo Zararları” hesabına borç yazılarak muhasebeleştirilir. Başka bir anlatımla Kambiyo Kârları hesabına yabancı paranın değer kazanması halinde; Kambiyo Zararları hesabına da yabancı paranın değer kaybetmesi halinde kayıt yapılır.

 

Kaynak: http://www.itohaber.com/koseyazisi/204876/yabanci_paralarin_yil_sonu_degerlemesi.html

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları