6736 Sayılı Kanun’da Yaşanan Taşınmaz Sorunu - Hakan Şirin

6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun 19 Ağustos 2016’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Kanunda, birçok mükellefi ilgilendiren konular olduğu gibi az sayıda mükellefl eri ilgilendiren konuları da mevcut. Örneğin kanunun 7. maddesinin 4. bendinde yer alan yurtiçinde bulunan taşınmazların kanuni defterlere kaydedilmesi husus nadir karşılaşılan bir durum. Her ne kadar yasanın uygulama detaylarının belirlenmesi için ikincil mevzuatlar yayınlansa da 6736 sayılı Kanun’un 7/4 bendindeki taşınmazlara ilişkin uygulama hakkında muazzam boşluklar, hatta ihtilafl arın olduğunu görüyoruz.

Bu yazımın tarihine kadar yaşanan muğlak süreçlerden birçoğu muktezalar ışığında netleşti. Netleşemeyen konular olduğu gibi Maliye Bakanlığı ile tapu müdürlükleri arasında uygulama birlikteliği sağlanamayan durumlar da bulunmamaktadır. Şimdi bunlardan örnekleme yoluyla kısaca bahsedelim.

Diyelim ki tapuda ortak adına kayıtlı ama aslında şirkete ait bir taşınmazınız var. Bu taşınmazı mezkur kanun maddesi uyarınca şirketin kayıtlarına almak istiyorsunuz. (Maliye Bakanlığı 28.12.2016 tarih E.141909 sayılı İstanbul V.D. Başkanlığı’na gönderdiği yazıda bunun mümkün olduğunu belirtmiştir.) 

Taşınmaz için yapmanız gerekenler hakkında ne kanunda ne de ikincil düzenlemelerde bir detay bulunmuyor. Kanuna göre, rayiç değer tespiti sonunda tapuda bir işlem yaptırmadan taşınmazı işletme kayıtlarına almanızda bir engel görünmüyor. Ama Maliye Bakanlığı’nın bugüne kadar taşınmazlar hakkında verdiği muktezalardan anlıyoruz ki, işletme kayıtlarına alınacak taşınmazın tapu kayıtlarında da işletme adına olması gerekiyor (Örneğin İstanbul V.D.Başk. 01.02.2012 B.07.1. GİB.4.34.16.01-KVK 6-405 sayılı özelesi). Medeni Kanun’un 704. maddesine atıfta bulunarak verilen bu muktezalar gayet mantıklı görüşlerdir. Dolayısı ile 6736 sayılı Kanun’dan yararlanmak istediğimiz taşınmazı tapu kütüğünde işletme adına kaydettirmek üzere tapu müdürlüğüne gidiyoruz. Fakat burada bir engel ile karşılaşıyoruz.

Tapu müdürlükleri taşınmaz devirlerinde ya satış olarak ya da sermaye koyulması olarak işlem yapabiliyorlar. Tapudaki işlemin satış olarak yapılması durumunda 6736 sayılı Kanun kapsamında işlem yapıldığından bahsetmemiz mümkün olmayacaktır çünkü işlem satış işlemi olarak kayda geçecektir. Bu durumda tapu harçları, ortağın değer artış kazancı ile karşılaşması kaçınılmazdır.

Halbuki kanun 7/6 bendinde “bu işlemden hareket edilerek hiçbir şekilde vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı ile herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma yapılamaz, vergi cezası ve idari para cezaları kesilemez” hükmü getirilmiştir. Tapudaki işlem sermaye koyulması şeklinde olursa bu sefer kayıtlara sermaye olarak (500 hesap) alınmalı ve 6736 sayılı kanunun 4. maddesinde yer alan “söz konusu varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir” hükmünce bu taşınmaz için ayrılacak fonun işletmeden vergisiz çekilme avantajını yitirecektir.

Peki, 6736 sayılı Kanun ve ikincil mevzuatlarında yer almadığına göre yukarıda bahsettiğimiz, Medeni Kanun’un 704. maddesine atıfta bulunan özelgeler ile bağlantı kurmaz isek ve tapu kütüğünde taşınmazı şirket adına kaydettirmeden işletme kayıtlarına alabilir miyiz diye düşündüğümüzde, Maliye Bakanlığı bu konuya nokta atışı özelge vererek bu işleyişin önünü kapatmıştır. (16.01.2017 tarih 5738 sayılı özelge). Görüldüğü gibi durum son derece karışık bir haldedir. Peki burada ne yapılmalıdır.

Olması gereken 6736 sayılı Kanunun lafzı ve ruhuna uygun olarak Tapu Genel Müdürlüğü’nce tüm tapu müdürlüklerine bilgilendirme yapılmalı, tapu muamelesinde bu kanuna uygun bir işlem kodu açılarak uygulama ile mevzuat birlikteliği sağlanmalıdır.

http://www.dunya.com

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları