Bedel açık olarak belirtilmeyen sözleşmelerde damga vergisi - Osman Arıoğlu

Damga vergisi, vergi uygulaması bakımından üzerinde en çok tartışılan, modern vergicilik anlayışına en uzak olan vergi olarak uzun yıllardır varlığını sürdürdü. Öyle zannediyorum ki, daha uzun süre de varlığını devam ettirecek. Her ne kadar vergiden istisna edilen kağıtların listesine her geçen gün yenilerinin eklenmesi suretiyle istisna sayısı artık sayfalar haline gelmişse de gelir etkisi bakımından toptan kaldırılması kolay değil. Zaten bu gelir etkisinin yüksek olması nedeniyle yıllardır tartışma her gündeme geldiğinde kaldırılmasından yine vazgeçilen ama birkaç kağıdın daha istisna listesine eklenmesi ile yetinilen bir uygulama olmaya devam etti.

Damga vergisine tabi kağıtlar bakımından en verimli getiri sağlayanı şüphesiz sözleşmeler. Özellikle bir tarafında kamunun yer aldığı sözleşmelerde damga vergisi bir ölçüde projenin verimliliğini etkiler duruma gelebildiği için sözleşme damga vergilerine bir üst sınır getirilmiş. Düzenlenen kağıt bazında 2017 için geçerli olan bu üst sınır 1.865.946,80 Türk Lirası oldu.

KAĞITTA BEDEL AÇIK OLARAK YER ALMIYORSA

Damga Vergisi Kanunu açısından sözleşmelerde esas olan kağıtta yazılı bedel üzerinden yasaya ekli listede belirtilen oran, (ki halen yürürlükte bulunan oran binde 9.48’dir) uygulanmak suretiyle damga vergisi hesaplanması. Şayet sözleşmede herhangi bir bedel yazılı değilse veya sözleşme bir bedeli içermiyorsa o zaman o sözleşme nispi damga vergisine tabi değil.

Sözleşmelerle ilgili damga vergisi uygulamasında genel prensip bu olmakla beraber bazı özellik arz eden durumlar da var. Şöyle ki, şayet sözleşmede açık olarak bir bedel yazılmamış ancak diğer hükümler çerçevesinde bir bedel hesaplanabiliyorsa bu bedel üzerinden damga vergisi hesaplanıp hesaplanmayacağı öteden beri tartışılagelmiş. Burada da önemli olan bedelin ne zaman hesaplanabilir hale geldiği. Daha açık deyimiyle damga vergisinde vergiyi doğuran olay, kağıdın düzenlenmesi olduğu için bu bedelin kağıdın düzenlendiği anda hesaplanabiliyor olması gerekir. Sözleşme hükümlerinin uygulanması sonucu ortaya çıkan bedel üzerinden daha sonra damga vergisi hesaplanması söz konusu olamaz.

Konuyu bir örnekle açıklayacak olursak, maliyet artı kâr yöntemiyle akdedilen bir inşaat işi sözleşmesinde; şayet yapılacak inşaatın cinsi, metrekaresi belli ise sözleşmenin imzalandığı tarihteki bayındırlık birim metrekare inşaat maliyeti fiyatlarına göre hesaplanan tutara kâr oranı uygulanmak suretiyle tespit edilecek bedel üzerinden damga vergisi hesaplanması gerekir.

Burada inşaatın gerçekleşen maliyeti bayındırlık birim fiyatlarına göre az veya fazla olabilir, sözleşmede de bedel yok, o nedenle damga vergisi hesaplanamaz gibi bir iddia ileri sürülse de bize göre bu iddia yasanın özüne uygun değildir. Öte yandan, böyle bir durumda daha sonra gerçekleşen gerçek maliyete göre damga vergisinin ikmali veya düzeltilmesi gibi bir durum da söz konusu olamaz. Yukarıda da belirttiğimiz gibi önemli olan, vergiye tabi kağıdın düzenlendiği anda hesaplanabilir bir bedel belirlenebiliyorsa damga vergisinin bu bedel baz alınarak hesaplanması. Ancak bazı kağıtlarda bedel olmadığı gibi kağıdın içerisindeki bilgilere dayanılarak bedelin belirlenebilmesi de mümkün değil ise o zaman bu kağıt için nispi damga vergisi hesaplanması söz konusu değil.

İTO Haber

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları