Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarına göre, 2015 yılı itibarıyla en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik gurubun toplam gelirden aldığı pay yüzde 46.5 iken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay yüzde 6.1. Yani, en zengin kesim, en yoksul kesimin gelirinin 7.6 katı gelire sahip.

Gini katsayısı

Araştırmadan elde edilen sonuçlar, gelir dağılımı eşitsizliğini ölçmede kullanılan araçlardan biri olan Gini katsayısının bir önceki yıla göre 0.006 puan arttığını gösteriyor. Gini, gelir dağılımının eşit olup olmadığını ölçüyor. 1’e yaklaştıkça eşitsizliğin arttığını gösteren katsayı, Türkiye’de 2007’den itibaren azalmaktayken, küresel ekonomik krizin etkisiyle 2009’da 0.415’e yükselmişti. 2013’te ise bir önceki yıla göre 0,002 puanlık bir azalışla 0.400 olarak hesaplanmıştı. 2014’te biraz daha gerileyerek 0.391 olarak kaydedilen katsayı 2015’te 0.397 olarak gerçekleşmiş.
Günümüzde gelir eşitsizliği bireysel gelirler arasındaki farklardan yola çıkılarak ölçülüyor. Bu yüzden, eşitsizlikleri doğru şekilde ölçebilmek için hane halkı düzeyinde toplanan gelirlerin bireysel gelirlere dönüştürülmesi gerekiyor. Ancak bunu, toplam hane geliri, haneyi oluşturan fert sayısına bölerek yapmak doğru bir yaklaşım değil. Yapılması gereken hesaplamada, hanelerin yetişkin ve çocuk bileşimlerindeki farklılıkların dikkate alınması şart. Çünkü çocuklar yetişkinlere göre daha az tüketim içindeler.
Eşdeğerlik ölçeği

Bu sebeple de “eşdeğerlik ölçeği” olarak tanımlanan katsayılar kullanılıyor ve her bir hane halkı büyüklüğünün kaç yetişkine (eşdeğer fert sayısına) denk olduğu hesaplanıyor. Sonuçta, hane halkı toplam yıllık  kullanılabilir geliri hane halkının eşdeğer hane halkı büyüklüğüne bölünerek, o hane için eşdeğer fert başına düşen kullanılabilir geliri hesaplanmış oluyor.

Maaş ve ücret geliri

Fert gelirleri içinde en yüksek pay yüzde 49.7 ile maaş ve ücret gelirlerinde. Yani, Türkiye’de haneye giren gelirlerin neredeyse yarısı istihdamda yer alan kişilerin çalışmaları karşılığında elde ettikleri kazançlardan oluşuyor. Araştırma, Türkiye’de ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert gelirinin, bir önceki yıla kıyasla yüzde 13.5 düzeyinde yükseldiğini ve 16 bin 515 TL olduğunu ortaya koyuyor. Bu veri, 2014’te örneğin cebine yıllık ortalama 100 lira giren bir vatandaşın, 2015’te 113,5 lira girdiğini gösteriyor.
Diğer taraftan araştırma sonuçlarına göre, nüfusun yüzde 14.7’si yoksulluk sınırının altında kalırken; sürekli yoksulluk riski altında kalanların oranı da yüzde 15.8 düzeyinde bulunuyor.  

Kazanç miktarı diplomaya bağlı

TÜİK araştırması, eğitim düzeyi yükseldikçe yoksulluk riskinin azaldığını gösteriyor. Buna göre, okur-yazar olmayanların yüzde 27.2’si, bir okul bitirmeyenlerin yüzde 23.7’si yoksulken üniversite mezunları yüzde 1.6 ile yoksulluk oranının en düşük olduğu grup.
OECD tarafından geçtiğimiz hafta yayımlanan bir başka önemli çalışma olan “Bir Bakışta Eğitim 2016” raporu da TÜİK tarafından elde edilen sonuçları destekler nitelikte. Rapora göre, farklı eğitim seviyelerini tamamlamış olanların elde ettikleri kazançlar arasında farklılıklar söz konusu. Yani, daha yüksek eğitim düzeyi daha fazla gelir elde etmek ve daha düşük yoksulluk riski taşımak demek. Türkiye’de son yıllarda eğitime yapılan yatırımlar gittikçe yükseliyor.
OECD raporu da Türkiye’nin 2008-2013 arasında eğitim kurumlarına yaptığı harcamaları artırdığını gözler önüne seriyor. 2008-2013 arasında Türkiye’nin ilk, orta ve lise öğretimine yaptığı harcamalar yüzde 63 oranında artarken, yükseköğretime yapılan kamu harcamaları ikiye katlanmış durumda. Eğitim kurumlarına yapılan kamu harcamalarının GSYİH’ye oranı yüzde 4.6 ile, yüzde 4.8’lik OECD ortalamasına çok yakın.

Gelir dağılımı adaletsizliği...

Gerek gelişmiş, gerek gelişmekte olan tüm ülkelerin en önemli sosyoekonomik sorunlarından biri de gelir dağılımı eşitsizliğinin ve yoksulluğun artması. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, dünya nüfusunun en zengin yüzde onluk kesimi toplam gelirden yüzde 30 ila 40’lık paya sahipken, en yoksul yüzde onluk kesimin toplam gelirden aldığı pay sadece yüzde 2 ila 7 arasında kalıyor.
ILO istatistikleri, son 20 yılda Kanada, ABD, Avustralya, Yeni Zelanda ve Avrupa’nın büyük bölümünü kapsayan sanayileşmiş ülkelerde gelir eşitsizliğinin artmış olduğunu gösteriyor. Eşitsizlik, Hindistan ve Çin de dahil olmak üzere Asya’da ve Afrika’nın bazı bölgelerinde de yükselmiş. Buna karşılık, Latin Amerika’nın büyük bölümünde ve bazı Afrika ülkelerinde azalmış. Azalışa rağmen, Güney Afrika’dan sonra dünyanın en eşitsiz bölgesinin hâlâ Latin Amerika olduğu görülüyor.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/daha-yuksek-gelir-icin-daha-yuksek-ekonomi-ydetay-2314655/

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları