DÖVİZDEKİ YÜKSELİŞ ŞİRKET BİLANÇOLARINI VE ÖDEYECEKLERİ VERGİLERİ FENA ÇARPACAK!

Maliye Bakanlığı vergi uygulamalarında döviz cinsinden işlemler için değerlemede esas alınacak kurları yıl sonlarında açıklamaktadır. 2015 dönemi için dikkate alınacak kurlar 468 nolu Vergi Usul Kanunu (VUK) Genel Tebliği ile açıklanmıştı. Ancak 2016 dönemi için kurlar Maliye Bakanlığınca henüz açıklanmadı. Merkez Bankası kurları dikkate alındığında 2015 dönem sonu ile 2016 dönem sonu ABD Doları cinsinden artış %20 olmuştur.

Dövizdeki bu artış döviz cinsinden borcu olan şirket bilançolarına yüklü miktarda kur farkı gideri yüklerken, döviz cinsinden alacağı ya da bilançosunda varlığı olan şirketler için ise elde edilmemiş olan kur farkı gelirinin vergisinin ödenmesi anlamına gelmektedir. Bu da zor bir yıl olan 2016’yı daha da zorlaştırmaktadır.

Vergi uygulamalarında değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır. Şöyle ki,  döviz kasasındaki nakit  yabancı paralar efektif alış kuru ile diğer dövizli işlemler ise döviz  alış kuru ile  değerlemeye tabi tutulmaktadır.

Ancak vergi uygulamaları açısından bankaların, dönem sonları itibarıyla yapacakları değerleme sırasında VUK Tebliği ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekir.

Değerlemeye tabi tutulacak hesaplara bakacak olur isek;

Yabancı para cinsinden para bulundurulması halinde kasa hesabı (efektif alış kuru ile değerlenecektir), bankalar hesabı,  alınan çekler, alıcılar  ve alacak senetleri  hesabı, özel ve kamu kesimi tahvil, senet ve bonoları ve diğer menkul kıymetler hesabı, verilen çekler, satıcılar ve borç senetleri  hesabı, verilen depozito ve teminatlar hesabı, ortaklardan, iştiraklerden, bağlı ortaklıklardan, personelden  ve diğer alacaklar hesabı, alınan avanslar ve alınan diğer avanslar  hesabı, banka kredileri, verilen (iş, personel, sipariş) avanslar hesabı, finansal kiralama işlemleri, ortaklara, iştiraklere, bağlı ortaklıklara, personele borçları hesabı ise döviz alış kuru ile değerlenecektir.

Değerlemede, olumlu kur farkları ilgili hesaplara borç, 646 hesaba alacak ve olumsuz kur farkları ise ilgili hesaplara alacak, 780 hesaba borç kaydedilecektir.

Ancak, bir iktisadi kıymetin satın alınması durumunda; satın alınan iktisadi kıymetlerin ilk yılında, ortaya çıkan kur farklarının maliyetle ilişkilendirilmesi zorunludur. İktisadi kıymetlerle ilgili olarak ikinci yılda oluşan olumlu/olumsuz kur farklarının iktisadi kıymetin maliyeti ile ilişkilendirilmesi ya da doğrudan gider yazılması ise ihtiyaridir.

Şimdiye kadar anlattığımız kısım işin biraz teknik tarafı idi. Şimdi ise döviz kurlarından ABD Doları ve Euro’da meydana gelen artışa bakalım.

4 Ocak 2016 ve 2 Ocak 2017 Tarihli TCMB ABD Doları ile Euro Döviz Alış ve Efektif Alış Kurları aşağıdaki gibidir.

Tablodan da görüleceği üzere döviz alış kurları dikkate alındığında ABD Dolarındaki artış oranı %20, ve Eurodaki artış oranı ise %15,5 olmuştur.

Bu artışın firmalar bakımından anlamı nedir?

Örneğin, bir şirketin banka hesabında 31.12.2016 itibariyle 50 milyon ABD doları bulunsun. Bu dövizin de 30 Aralık 2015 itibariyle alındığını ya da önceden beri hesapta bulunduğunu kabul edelim. Bu durumda şirketin ödeyeceği vergi ne kadar artacaktır?

50 milyon ABD dolarının 31.12.2015 tarihli değeri Maliye Bakanlığı’nın belirlediği kur dikkate alındığında (2.9076 x 50.000.000=) 145.380.000.-TL’dir. 31.12.2016 Tarihli değeri ise Merkez Bankası döviz alış kuru dikkate alındığında (3.5338 x 50.000.000=) 176.690.000.-TL’dir. 2016 dönemi için gelir yazılması gereken kur farkı geliri (176.690.000-145.380.000=) 31.310.000.-TL’dir. Bunun anlamı ise (31.310.000 x %20=) 6.262.000.-TL kur farkı geliri nedeniyle fazladan vergi ödenmesi demektir.

Örneğe bakılarak banka hesabında bu kadar doları olan da 6.262.000.-TL vergi ödesin denilebilir. Kazın ayağı öyle değil aslında! Şirketin bankada dövizi olmaz ama döviz cinsinden tahsil edemediği yüklü miktarda alacağı olabilir. Tahsil edemediği alacağından kaynaklı olarak da bu vergiyi ödemek zorunda kalabilir. Yine şirketin elinde uzun vadeli döviz cinsinden tahvil, bonosu bulunabilir. Henüz tahsil edemediği bir alacak nedeniyle çok yüklü miktarda vergi ödemek zorunda kalabilir. Kanaatimce içinde bulunduğumuz dönemde şirketlerin bu kadar yüklü vergi ödemelerini yapmaları oldukça zor.

Yukarıdaki örneğimizde kur farkı gelirini ele aldık. Döviz cinsinden borçlu olan şirketlerde ise kur farkı gideri doğacaktır. Yukarıdaki örneğimizde şirket döviz cinsinden borçlu ise 2016 bilançosunda 31.310.000.-TL zarar yazacaktır. Bu da şirket bilançolarını oldukça olumsuz etkileyecektir.

Ticaret kanunu tacirlerin basiretli bir iş adamı gibi davranması gerektiğini söyler, ama bu olağan durumlar için geçerli bir tezdir. Kurlardaki olağanüstü yükselişin öngörülememesi sadece iş adamlarının basiretli davranmadığı şeklinde açıklanamaz. Nitekim, ekonomi yönetimi de beklentilerini revize edebilmektedir. Bu nedenle de, kurlardaki olağandışı yükselişi şirketlerin sırtına yüklemenin ülkemizin ekonomisini de olumsuz etkileyebileceği kanaatindeyim. Bu noktada Maliye Bakanlığı şirketlerin yükünü hafifletecek adımlar atarak onlara yardımcı olmalıdır.

Kaynak: http://www.finansgundem.com/yazarlar/dovizdeki-yukselis-fena-carpacak-yazisi/1156882

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları