İş Kanunu’na göre yıllık izin uygulaması - Osman Arıoğlu

İş Kanunu’nda yıllık izin uygulaması en son 2016’da değişti. Getirilen düzenleme, işin özünde bir değişiklik anlamına gelmiyor. Öteden beri İş Kanunu’nda haftalık çalışma saati azami 45 saat. İşverenler günde 11 saati geçmemek üzere bu süreyi hafta içerisinde dağıtabilirler. Bunun üzerinde çalıştırma yaptırılması ancak fazla mesai ücreti ödemek suretiyle mümkün. Orada da elbette işin mahiyetine göre farklı azami çalıştırılabilme süreleri söz konusu.

Uygulamada birçok işyerinde cumartesi günleri çalışılmayacak şekilde bir çalışma saati ayarlaması yapılmaktadır. Bazı işyerlerinde yasaya uygun olarak 45 saatlik süre hafta içi 5 güne dağıtılırken, bazı işyerlerinde yine 5 gün ancak 45 saatin altında örneğin 40 saat gibi çalışma saati düzenlemeleri yapılagelmektedir. Burada önemli olan 45 saatin üzerinde çalıştırma ihtiyacı olan durumlarda fazla mesai uygulaması yapılması gerektiğidir. Bizim bu yazıda esasen dile getirmek ve netliğe kavuşturmak istediğimiz konu İş Kanunu’na göre yıllık ücretli izin hakları ve bunun ne şekilde hesaplanacağı konusuna açıklık getirmeye çalışmaktır.

İZİN SÜRESİNİN HESABI

Yıllık izin kullanımında kamu ile iş kanunu uygulaması farklıdır. Bu nedenle özel sektör uygulamasında yıllık iznin kullanımında nasıl bir uygulama yapılacağını önemli hale getirmektedir. Örneğin cumartesi günleri yıllık izin süresi hesaplanırken izin süresinden düşülecek midir, yoksa cumartesi günleri resmi tatil sayılarak bu sürenin hesabında dikkate alınmayacak mıdır?
Kamuda izin kullanılırken izin süresi içerisinde geçen resmi tatil süreleri de izin süresine dahil edilmektedir. Ayrıca kamuda izin hakkı iki yıldan fazla devam etmemektedir. Kamuda iki yıl içinde kullanılmayan izinler yanmaktadır. Bunun nedeni kamuda, kullanılmayan izinlere ilişkin izin parası verilmesi diye bir uygulama söz konusu değildir.

İş Kanunu’na göre, özel sektör uygulamasında, çalışana kullandırılmayan izinlerin bedelinin ödenmesi gerekir. Bu ödeme her yıl kullanılmayan izine ilişkin bedelin yıllık bazda ödenebileceği gibi, çalışanın işten ayrılırken, kullanmadığı izin süreleri hesaplanarak bir defada ödenebilir. Bu durumda ödemeye esas alınacak ücret çalışılan son aldığı ücrettir. İşte bu nedenledir ki, İş Kanunu’na göre izin sürelerinin ne olduğu ve uygulamanın ne şekilde olacağı önem kazanmaktadır.
İş Kanunu’na göre izinler eskiden üç defadan fazla bölünemiyordu. Yapılan son değişiklikle izinlerin parçalı şekilde kullandırılması fiiliyatta işveren inisiyatifindedir. Önemli olan iznin hesabının nasıl yapılacağıdır. Çünkü İş Kanunu’na göre resmi tatil günleri ücretli izin süresinden sayılmamaktadır. Bu nedenle resmi tatil ve bayram günleri izin süresinin hesabında dikkate alınan alınmamaktadır. Örneğin, kesintisiz üç hafta izin kullanan bir kamu çalışanı 19 gün izin kullanmış sayılacağı halde özel aynı sürede izin kullanan bir özel sektör çalışanı 17 gün izin kullanmış olacaktır. Çünkü özel sektör çalışanı için bir haftalık süre içerisinde pazar günleri izin süresinden düşülmez. Oysa kamuda izin kullanılırken izin süresi içerisinde geçen hafta tatilleri izin süresinden sayılır. Daha açık deyimi ile özel sektörde kamudan farklı olarak iş günü olarak izin süresi hesaplanır.

Burada tereddüt yaratan konu cumartesi günleri fiilen mesai yapılmayan bir işyeri için izin hesabında cumartesi gününün tatil sayılıp sayılmaması konusudur. Mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde ister fiilen mesai yapılsın ister yapılmasın cumartesi günleri İş Kanunu uygulaması bakımından tatil hükmünde değildir. Dolayısıyla da yıllık izin kullanımında izin süresinden düşülmüşe gerekmektedir.

Osman Arıoğlu - İTO

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları