İstifa Eden İşçinin Kıdem Tazminatı

İş hayatında, işçi ve işverenin işletmedeki üretim ve hizmete odaklanması, işletmenin devamını sağlayacak şekilde çalışılması büyük bir önem taşıyor. Elbette bu da her zaman iş barışı içerisinde olmalıdır.

Bazen çalışanların kariyer beklentisi, bazen özel ve ailevi nedenler ile bazen de başka kişisel nedenlerle iş ilişkisinin devam etmediği sık görülen bir gerçektir. İşte bu durumlarda çalışan istifa ederek ayrılabildiği gibi, bazen de işveren ekonomik sebepler veya çalışanın kusuru gibi nedenlerden dolayı iş sözleşmesini fesih yoluna gidebilmektedir.

Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 24'üncü maddesinde düzenlenmiştir. Yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.

İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir.

İstifa gibi hukuktaki birçok hakkın sakatlığa uğramadan kullanılması gerekir. İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.

İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Bu durumlarda genel olarak feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

İşçinin haklı nedenle derhal fesih nedenleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir fesih yoluna gideceği sırada, iradesi fesada uğratılarak işverence istifa dilekçesi alınması durumunda da istifaya geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu durumda işçinin haklı olarak sözleşmeyi feshettiği sonucuna varılmaktadır.

İstifa belgesine dayanılmakla birlikte, işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, Türkiye İş Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir.

İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek durum araştırılmaktadır. 

Normal şartlarda iş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde, işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamaz.

Ancak, 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün sayısını tamamlayıp emeklilik yaşı bekleyenlere kıdem tazminatı alarak ayrılmak hakkı verilmektedir.

İstifa halinde dahi işçiye kıdem tazminatı ödeneceğini öngören sözleşme hükümleri ile işyeri uygulamaları, 4857 Sayılı Yasa’ya göre geçerli olup, bu halde kıdem tazminatı 1475 Sayılı Yasa’nın 14’üncü maddesine göre hesaplanmalı ve anılan maddedeki kıdem tazminatı tavanı gözetilmelidir. Belirtmek gerekir ki, sözü edilen yasada düzenlenen kıdem tazminatı tavanı mutlak emredici niteliktedir.

Yargıtay da bir kararında (Y. 22.HD. Esas Numarası: 2015/13679, Karar Numarası: 2016/19389, Karar Tarihi: 27.06.2016) “İşçinin 1. dönem çalışması sonrasında verdiği istifa dilekçesinin gerçeği yansıtmadığı, işçinin iş sözleşmesi devam ederken istifa edip, dört gün sonra tekrar aynı yerde işe başlaması, hayatın olağan akışına aykırı olup davacı ve tanıklar tarafından çalışmanın kesintisiz olduğu iddia edilmiş olması karşısında, işyerinde boş kağıtlara imza attığı, bu durumun tanıklar tarafından doğrulandığı, ayrıca işçinin fazla çalışma ücreti ödenmediği için isitfa ettiği ve tüm dönem için işçinin fazla çalışmasının olduğu ispat edilmiş olması karşısında, işçinin kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekirken yazılı şekilde ret kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir” şeklinde hükmederek, bu iradenin sakatlanmasını araştırmaktadır.

Resul Kurt - Star

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları