Kârını sermayeye ekleyen şirketlerin ortağı şirketler için önemli bir karar (1) - Recep BIYIK

23 Temmuz 2014 tarihli DÜNYA’nın bu köşesinde, “İştiraki olanlar bu davayı izlemeli” başlıklı bir makale yazmıştım. İştiraki olanlar izleyebildi mi, bilmiyorum. Ben de izlemekte zorlandım, tesadüfen öğrendim. Dava esastan karara bağlanmış. İzleyemeyenler için kısaca bahsedeyim.

Konu neydi?

Vergi mevzuatını Gelir İdaresi Başkanlığı'nın resmi internet sitesinden izleyenler, 2013 yılı sonlarında, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin bir paragrafının başına kısa bir not konulduğunu fark ettiler. Notta paragrafın yürütmesinin durdurulduğu açıklanıyordu. Yürütmeyi durduran karar Danıştay Dördüncü Dairesi'nin 16.09.2013 tarih ve E:2013/2951 sayılı kararıydı nota göre.

Bir süre sonra, Gelir İdaresi internet sitesinden not kaldırıldı. Bu defa durumu tespit etmek daha kolay oldu. Çünkü belirli aralıklarla Gelir İdaresi'nin sitesine giriyor ve notun durup durmadığını kontrol ediyorduk. Bir gün baktığımızda notun olmadığını fark ettik. Demek ki yürütmeyi durdurma kararı kaldırılmıştı.

Geçtiğimiz günlerde aynı paragrafa tekrar yeni bir not girdi. Notta paragrafın Danıştay Dördüncü Dairesi'nin 14.06.2017 tarih ve E:2013/2951 K:2017/5260 sayılı kararıyla iptal edildiği yazıyor. Danıştayın esastan karar verdiği ve dava konusu paragrafın iptal edildiği anlaşılıyor.

Davaya konu düzenleme neydi?

İptal davasına konu olan 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği'nin, “5.6.2.4.3. Bedelsiz olarak elde edilen hisse senetlerinin satışından sağlanan kazançların durumu” başlıklı bölümünün ikinci paragrafının metni şu şekilde: “Dönem kârından ayrılan yedekler kullanılmak suretiyle sermaye artırımında bulunulması halinde ise bu işlem sonucu ortaklara bedelsiz hisse senedi verilmesi ile fiilen kâr payı dağıtılması arasında fark bulunmamaktadır.

Her iki halde de ortaklar, kurum bünyesinde oluşan kârlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanına sahip olmaktadır. Dolayısıyla, kâr yedeklerinden karşılanan sermaye artırımları sonucunda ortaklarca bedelsiz iştirak hissesi iktisap edilmesi durumunda, alınan bu iştirak hisseleri nominal bedelle iştirak hesaplarında izlenecek ve iştirak kazançları istisnası nedeniyle kurumlar vergisine tabi tutulmayacaktır.”

Düzenleme ne demek istiyordu?

Düzenleme özetle şunu söylüyordu: İştirakiniz olan şirket, kâr yedeklerini kullanarak sermaye artırımı yaptı ve bu nedenle şirketiniz bedelsiz hisse senedi aldıysa;

- Aldığınız hisse senetlerini nominal bedeliyle aktife kaydetmeniz gerekir.

- Aynı tutarı gelir yazmanız gerekir ancak iştirak kazançları istisnasından yararlanabilirsiniz.

Danıştay kararı ne diyor?

Danıştayın yeni kararını görmüş ve incelemiş değilim. Çünkü daha önceki iki kararda olduğu gibi, esastan verilen kararı da ne Danıştay ne de İdare yayınlamış değil. Yürütmeyi durdurma kararını daha önce görmüş ve gerekçelerini incelemiştim. Danıştayın esastan verilen yeni kararının gerekçesinin de aynı olduğunu tahmin ettiğim için onun üzerinden devam edeyim.

Düzenlemenin yürütmesini durduran Danıştay kararı da özele şunu söylüyordu:

- İç kaynaklarla sermaye artışı pay sayısında artışa neden olabilir ama şirketin mal varlığını artırıcı bir etkisi yoktur. Dolayısıyla, böyle bir sermaye artırımı nedeniyle oluşan payları temsil eden hisse senetlerinin ortaklara dağıtılması halinde ortakların mal varlığında bir artış meydana gelmemektedir.

- Kâr yedeklerinin sermayeye eklenmesi ile sermaye yedeklerinin sermayeye eklenmesi arasında, iştirak edenlerin mal varlığı yönünden bir farklılık bulunmamaktadır.

- Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinde yer alan, kârın sermayeye eklenmesinin kâr dağıtımı sayılmayacağına ilişkin düzenleme, Kanun koyucunun sermayeye eklenen kârı ortaklar açısından elde edilmiş bir kazanç olarak kabul etmediğini göstermektedir.

- Dolayısıyla, kurum kazancı sermayeye eklenerek gerçekleştirilen sermaye artırımı sonucu elde edilen bedelsiz hisse senetleri nedeniyle, iştirak kazancı elde edildiğinden bahsedilemez.

Düzenleme neden dava konusu yapılmıştı?

Yukarıda özetlenen iptal davasına konu düzenleme aslında başka kurumlara iştirak edenlerin lehine bir düzenleme. Düzenleme şirketlere, bedelsiz aldığınız hisse senetlerinin nominal bedelini gelir yazın ama istisnadan yararlanarak vergi ödemeyin, ancak iştirak maliyetinizi artırın diyor. Maliyet arttığı için bedelsiz alınan hisse senetleri satıldığında satış kazancı artan maliyet kadar düşük çıkacağı için, bunda olumsuz bir durum yok.

O zaman düzenleme neden dava konusu oldu derseniz, sorun istisnadan yararlanamayan kurumlarda çıkıyor. Kanuna göre girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişim sermayesi yatırım otaklıkları dışındaki fon ve ortaklıklardan elde edilen kâr payları için iştirak kazançları istisnasından yararlanılamıyor. Dolayısıyla tebliğdeki düzenleme yatırım ortaklıklarının ortaklarının bedelsiz aldıkları paylar nedeniyle vergi ödemeleri sonucunu doğuruyor. İptal davası açan kurum da bir yatırım ortaklığının ortağı.

Karar hangi şirketleri nasıl etkileyecek?

İptal kararı, aktifinde iştirak hissesi olup, iştirakinden kâr payı elde eden bütün kurumları etkileyecek. İştirakin yatırım ortaklığı olup olmamasına göre bu etki olumlu veya olumsuz olacak. Karar çerçevesinde bazı kurumlara geçmişe dönük tarhiyat yapılması olasılığı olduğu gibi bazı kurumlara vergi iadesi alma olanağı doğmuş da olabilir. Bütün bu konular bir sonraki makalede.

Recep BIYIK - Dünya

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları