KDV Kanunu’ndaki en büyük problem! - Ekrem Öncü

Bilindiği gibi KDV Kanunu 1984 yılında yürürlüğe girdi ve Maliye Bakanı’nın KDV Kanunu’nda değişiklik yapılacak açıklaması ile KDV Kanunu’nda yer alan problemler daha sık konuşulmaya başlanıldı. Kanunlar da aslında insanlar gibi yaşayan bir yapıya sahiptir ve güncele uyarlanması doğru ve olması gereken bir adımdır. Kanunun uygulamasında birçok problem ve yorum farkı yaşanması da oldukça normaldir. Bu nedenle de kanunların uygulamada aksayan yönleri tartışılır ve aksaklıklar giderilmeye çalışılır.

KDV Kanunu’nda değişiklik yapılacak ise, tartışılması gereken ve uygulamada mükellefleri en ciddi sıkıntıya sokan vergiyi doğuran olay konusu öncelikle tartışılmalıdır. Mevcut uygulamada esas olarak malın teslimi veya hizmetin ifası hallerinde ya da faturanın mal teslimi ve hizmet ifası öncesinde düzenlemesi halinde faturanın düzenlenmesi ile vergiyi doğuran olay gerçekleşmektedir.

Bunun anlamı mal teslim edildiğinde veya hizmet verildiğinde fatura kesilecektir. Mükelleflerin faturayı kesmesi ile KDV doğacak ve izleyen ayın 24’üncü günü akşamına kadar beyanname verilecek ve 26’ncı günü akşamına kadar da ödeme yapılacaktır.

Örneğin, bir X Anonim Şirketi 13 Kasım 2017 tarihinde Y Limited Şirketine KDV hariç 1.000.000.-TL değerinde mal sattı (180.000.-TL KDV) ise faturasını kesecek ve 24 Aralık 2017 tarihine kadar KDV Beyannamesini vererek bu tutarı beyan edecek ve X Anonim Şirketinin Kasım 2017 döneminde 80.000.-TL indirilecek KDV’si olduğu kabul edilirse, 100.000.-TL KDV ödemesini de 26 Aralık 2017 tarihine kadar yapacaktır.

Buraya kadar bir problem gözükmüyor ama asıl problem bundan sonra başlayabiliyor. Eğer ki, malı satın alan Y Ltd. Şti. X A.Ş.’ye KDV dahil 1.180.000.-TL’yi 26 Aralık 2017 tarihine kadar ödeyemez ise X A.Ş. ödeme gücü var ise 100.000.-TL KDV’yi 26 Aralık 2017 tarihine kadar ödeyecektir. X A.Ş.’nin ödeme gücü yok ise beyan etmiş olduğu 100.000.-TL KDV’yi ödeyemeyecektir. X A.Ş. ödenmesi gereken 100.000.-TL’lik bu tutarı kısa vadede ödeyemeyecek ise muhtemeldir ki, Şubat 2018 gibi vergi dairesinden ödeme emri gelecek ve X A.Ş. yine ödeyemez ise banka hesaplarına ve mal varlıklarına haciz konulacaktır. X A.Ş. banka hesaplarını kullanamayacağından ödeme sıkıntısı bir kat daha artacaktır.

X A.Ş. ne yapsın? Y Ltd. Şti.’den tahsil edemediği 1.180.000.-TL’yi mi düşünsün, vergi dairesinin haczini mi düşünsün, ödeme sıkıntılarının katlanmasını mı düşünsün? Bu ortamda nasıl iş yapılabilir onu mu düşünsün? Aslında X A.Ş.’nin derdi sadece KDV ile bitmiyor. Diğer yandan X A.Ş. Şubat 2018’de 2017’nin dördüncü dönem Kurum Geçici Vergi Beyannamesini verecek ve maliyet durumuna göre maksimum 200.000.-TL’ye kadar da vergi buradan gelecektir. Toplam yük 380.000.-TL’ye kadar çıkabilecektir.

Bu arada, Y Ltd. Şti. ödemediği 180.000.-TL KDV’yi Kasım 2017 döneminde indirim konusu yapacaktır ve ödenecek KDV’sini 180.000.-TL azaltmış olacaktır. Yani X A.Ş.’ye ödemediği 180.000.-TL KDV’yi indirim konusu yaparak bu tutar kadar az KDV ödeyecektir.

Şirketler özellikle vergi dairelerinin haciz işlemlerinden kurtulabilmek için bankaların kapısını çalmakta ve kredibiliteleri var ise finansman yüküne katlanarak kredi kullanıp vergilerini ödemektedir. Kredibilitesi yok ise haciz işlemi ile karşılaşmaktadır. Mükellefler mal veya hizmet satıp alamadığı para nedeni ile finansman sıkıntısına düşmektedir. Devletimiz  mükelleflerden daha güçlüdür ve mükelleflerden tahsil edemedikleri paranın vergisini alarak onları sıkıntıya sokmamalıdır.

Birçok sektörde serbest meslek kazancı elde edenlerde olduğu gibi bu problem yaşanmaktadır ve çözüme kavuşturulması bütün mükelleflerin isteği ve talebidir.

KDV’deki bu istem haklıyı cezalandıran haksızı koruyan bir yapıya dönüşmektedir. KDV Kanunu değişecek ise bu konu mutlaka ele alınmalı ve düzeltilmelidir. Bu konu aslında tüm mükelleflerce şikayet konusu olmakta ama sistem bir türlü değişmemektedir. Kanaatimce mal aldığı kişiye ödemesini yapmayanların indirim hakkı elinden alınmalı ve ödemeyi ne zaman yapıyor ise o dönemde indirim KDV’yi indirim konusu yapabilmelidir. Diğer yandan tahsilatı yapamayan mükellefler de tahsilat yaptıkları dönemde devlete KDV ödemesi yapmalıdır. Aksi türlü mevcut durumda tahsilat yapamayan mükellefler çok ciddi bir şekilde cezalandırılmakta, üstüne vergi dairesi tarafından hacze dahi muhatap olmakta ve iş yapamaz duruma gelebilmektedir.

Ekrem Öncü - Finans Gündem

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları