Vergi Usul Kanunu'nun 13'üncü maddesinde;

“1. Vergi ödevlerinden her hangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk,

2. Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler,

3. Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler,

4. Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyla defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması gibi haller”, mücbir sebep halleri olarak düzenlenmiştir.
Aynı kanunun 15'inci maddesinde ise, 13'üncü maddede yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin bulunması halinde, bu sebep ortadan kalkıncaya karar sürelerin işlemeyeceği, tarh zaman aşımının işlemeyen süreler kadar uzayacağı, bu hükmün uygulanması için mücbir sebebin malum olması veya ilgililer tarafından ispat veya tevsik edilmesi gerektiği kurala bağlanmıştır.

Kanunun 13. maddesinde mücbir sebep halleri düzenlenirken, yukarıda metnini de aktardığımız madde sonunda “gibi haller” denilmek suretiyle maddede sayılan hallerin tahdidi olmadığı, benzer haller de dâhil edilerek kapsamın genişletilebileceği kabul edilmiştir.

Mücbir sebebin kapsamının yorum yoluyla genişletilmeye elverişli olduğu gerek doktrinde gerekse idari ve yargı anlayışlarında kabul edilmekle birlikte, uygulama alanı konusunda gerek idari gerek yargı anlayışlarında daha tutuk yorumlara rastlanılmaktadır.

Bu gün bu konuyu ele almamızın nedeni, bir şirketin temsile yetkili kişisinin "kronik venöz yetmezlik” sebebiyle istirahatli olduğuna dair iş göremezlik raporunun bulunması sebebiyle uzlaşmaya geç müracaat etmesi, idarenin talebi süre aşımı dolayısıyla ret etmesi ve konunun yargıya taşınması dolayısıyla oluşan bir yargı kararıdır.

Davayı değerlendiren İzmir 1.Vergi Mahkemesi 12.12.2013 gün ve E:2013/690, K:2013/2232 sayılı kararıyla; “uzlaşma başvurusunun seçimlik bir hak olduğu, bu yol seçildiği takdirde ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük süre içerisinde kullanılması gerektiği, davacı tarafından adına re'sen salınan cezalı vergilere karşı otuz günlük dava açma süresi içerisinde dava açılmadığı, uzlaşma başvurusunun da bu süre geçirildikten sonra yapıldığı, Vergi Usul Kanunu'nun 13'üncü maddesinde, vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır hastalık halinin mücbir sebepler arasında sayıldığı, başvuru süresinin kaçırılmasına, davacının kanuni temsilcilerinden olan yönetim kurulu başkanının hastalığı neden gösterilerek buna ilişkin sağlık raporu ibraz edilmiş ise de seçimlik bir hak olan uzlaşma müessesesine başvuru süresinin hesabında mücbir sebebin dikkate alınmasının hukuken mümkün bulunmadığı” davayı reddetmiştir.

Bu ret kararı, Danıştay 3. Dairesi’nin E. 2014/4788 K. 2015/510 sayı ve 5.2.2015 tarihli Kararı ile ve (1’e 4) oy çokluğu ile onanmıştır.

Danıştay’ın onama kararı, önceki içtihatlar ile uyumludur. Yargı anlayışı uzun zamandır mücbir sebep müessesesinin mükellef haklarını kapsamadığı ve vergi ödevlerine ilişkin bir müessese olduğu yönündedir.

Mücbir sebep müessesesi, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun dava açma süreleri ile ilgili olarak da yargı nezdinde irdeleme konusu olmuş ve içtihatlar, Vergi Usul Kanunu’nda yazılı mücbir sebeplerin dava açma süresini etkilemeyeceği yönünde oluşmuştur.

Bu sonuç ve değerlendirmeler belki, Vergi Usul Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu karşısında normal karşılanabilir. Ancak mücbir sebep içerisinde bulunan mükellef ve vergi sorumlularını, uzlaşma, yargı yoluna başvurma gibi kanunlarda düzenlenmiş mükellef haklarından mahrum etmek, hem hakkaniyetle hem de mükellef hakları kavramı ile bağdaşmamaktadır.

Bu nedenle, Vergi Usul Kanunu yeniden yazılmaya çalışılırken, bu konunun da mutlaka değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kaynak: http://www.dunya.com/kose-yazisi/mucbir-sebepler-ve-mukellef-haklari/336938

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları