Muhtasar Beyanname İle Aylık Prim ve Hizmet Belgesi’nin Birleştirilmesinin Yaratabileceği Sorunlar ve Çözüm Önerileri - Av. Feyyaz Yazar

Gelir Vergisi Kanunu ile 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddelerine dayanılarak, 18 Şubat 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile Muhtasar Beyanname ile Aylık Prim ve Hizmet Belgesi birleştirilerek tek beyanname altında 1/1/2018 tarihinden itibaren Vergi Dairesi’ne verilecektir.

Düzenlemeye baktığımızda, kişisel verilerin korunmasına azami derecede dikkat edildiği ve ayrıca organizasyonunda insan kaynakları (İK) biriminin olduğu şirketler ve diğer kurumlarda uygulamanın sıkıntılara yol açabileceği görülmektedir.

Bilindiği üzere; Muhtasar Beyanname’de çalışanların ücretlerinden yapılan stopajın yanısıra kira ödemelerinden tutun serbest meslek niteliğindeki ödemelere kadar birbirine benzemeyen pek çok ödeme üzerinden yapılan stopaj türleri yer almaktadır. Aylık Prim ve Hizmet Belgesi’nde ise sadece çalışanların ayrıntılı özlük bilgilerini içeren bilgiler bulunmaktadır.

Her iki beyannamenin birleştirilmesinin İK Birimleri olan şirketlerde faydasızlığı ve yaratacağı sıkıntılar şöyledir:

- İK biriminin her ay düzenli olarak vermekle sorumlu olduğu belge SGK’ya verilen Aylık Prim ve Hizmet Belgesi’dir. İK biriminin temel görevi olan Aylık Prim ve Hizmet Belgesi’ni vermek kendisi için bir yük değildir. İşi zaten budur. Muhasebe biriminin verdiği Muhtasar Beyanname ile Aylık Prim ve Hizmet Belgesi’nin birleştirilmesi İK birimi ve muhasebe birimi için gerekli ve faydalı değildir.

- Gizli ücret politikasının uygulanması çok daha zorlaşacaktır. Şirketler, İK birimlerinin yaptığı çalışmalar çerçevesinde çalışanların performansları ve diğer uygulamaları gizlilik içerisinde yapmaktadır. İK biriminin şirket organizasyonundaki diğer birimlerle olan ilişkisi de gizlilik temelinde gerçekleşir. Her iki beyannamenin birleştirilmesi bu gizliliğe büyük bir darbe vuracaktır. Muhtasar Beyanname ile Aylık Prim ve Hizmet Belgesi’nin birleştirilmesi çalışanların özlük bilgilerine muhasebe birimi ve arşiv birimindeki çalışanların, müşavirlerin ve dolayısıyla 3. kişilerin erişmesini son derece kolaylaştıracaktır. Oysa İK birimleri özlük bilgilerini ayrı arşivlemekte ve bütün olarak hiçbir birim ile paylaşmamaktadır.

- Ücretlere yönelik yapılan denetimlerde bilgi ve belge akışı muhasebe birimi üzerinden değil İK birimi üzerinden gerçekleştirilmektedir. Buradaki hassasiyet yine aynıdır: Gizlilik politikası. Bunu mümkün kılan husus ise beyannamelerin ayrı olması idi. Şimdi ise gizlilik politikasını yürütebilmek son derece güçleşecektir.

- İK birimleri kişisel bilgilerin korunması çerçevesinde organize edilmiş yapılardır. Çalışanların özlük bilgileri koruma altındadır. Bu bilgilerin tutulması, saklanması ve hangi hallerde ve kimlerle hangi ölçüde paylaşılacağı sıkı kurallara bağlanmıştır. Birim çalışanlarından tutun, kullanılan programlara ve çalışma odalarına kadar sıkı kuralların uygulandığı bir yapıdır. Öte yandan, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel verilerin muhafazasını sağlamanın ana sorumluluğu, değişmekle birlikte genellikle İK’ da ve her hal ve takdirde Şirket’te olup getirilen söz konusu düzenlemeyle özlük bilgilerinin korunması daha da zorlaşacaktır.

Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı halihazırda işlemlerin kağıt üzerinden değil elektronik ortamda yapılmasını sağlamışlardır. Bu konuda çarpıcı ilerlemeler olduğu aşikar. Ancak, ayrı birimlerin elektronik ortamda farklı kurumlara verdikleri farklı nitelikteki beyannameleri birleştirmenin bir faydasının olmayacağı ortadadır. Beyannamelerin sayısının fazlalığı gibi bir düşünce de sağlıklı olmayabilir. Kaldı ki, bildirimler sadece ilgili Bakanlıklara yapılmamaktadır. Şirketler, faaliyet kollarına bağlı olarak değişik konularda her ay, TÜİK, Merkez Bankası, SPK, EPDK vs. gibi kurumlara da formlar doldurularak çok sayıda bildirim yapmaktadır.

Düzenleme ile hedeflenen vergiye uyum maliyetlerinin azaltılması, gönüllü uyumun teşvik edilmesi ve kayıt dışı ekonomi ile mücadelede etkinliğin artırılması gibi amaçların başka yollardan sağlanması imkan dahilindedir:

1) Aylık Prim ve Hizmet Belgesi’nde mevcut bilgilerin yanında başka bilgilere ihtiyaç duyuluyorsa ilaveler yapılarak söz konusu bilgilerin ilgili Bakanlık tarafından Maliye Bakanlığı ile paylaşılması, kamu kurumları arasındaki işbirliğinin etkinleştirilmesi ve veri paylaşımının düzenli bir yapıda ve belli bir formatta yapılması sağlanabilir.

2) Ya da mevcut Muhtasar Beyanname’de çalışanlara ait stopajı gösteren bölüm tamamen çıkarılarak, çıkarılan kısım Aylık Hizmet ve Prim Bildirgesi ile ayrıntılı olarak birleştirilip sadece çalışanlara ilişkin spesifik bir beyanname oluşturulur ve bu beyanname ayrı bir şifre ile gönderilir.

Özetle, gönderirken iki ayrı kurum yerine sadece bir kuruma gönderilmesi dışında diğer uygulamaların iki ayrı kurum tarafından aynen sürdürüleceği, ancak tek kuruma göndermenin ek maliyet ve sorunlara yol açacağı açık olan düzenlemenin İK birimleri olan şirket ve diğer kurumlar için yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden gözden geçirilmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir.

http://www.dunya.com

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları