Vergi incelemesinde süreç yönetimi ve aramalı vergi incelemeleri üzerine-III - Av. Nazlı Gaye Alpaslan

XVI-İNCELEME SIRASINDA MÜKELLEFLERDEN HANGİ KOŞULDA  DEFTER VE BELGELER TALEP EDİLEBİLİR?  İNCELEME ELEMANINA İBRAZ EDİLMEYEN BELGELERİN DAHA SONRA MAHKEMEYE İBRAZ EDİLMESİ MÜMKÜN OLABİLECEK Mİ?

Vergi idaresi, aşağıdaki nedenlerle mükelleflerin defter ve belgelerini inceleyebilir:

  • Bir konu genel olarak taranırken,

  • Sektör incelemeleri sırasında,

  • Karşıt incelemeler nedeniyle,

  • Beyanname, ekleri ve dipnotlardaki tutarsızlıklar,

    Mükellefin, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullananlar listesine girmesi, 

  • Kasa hesabının şişkin olması,

  • KKEG’lerin şişkin olması

  • Yüksek ortaklar cari hesabının olması,

  • Sürekli ve yüksek oranda devreden KDV,

  • Sürekli yapılan hatalar ve düzeltme beyanları,

  • İade talepleri,

  • Sürekli zarar edilmesi,

  • Karlılık oranının sektörel beklentiye uygun olmaması,

  • Açıklamaların net, anlaşılır ve ikna edici olmaması,

  • İhbar durumunda,

  • Tesadüfen,

  • Bankalar, borsa vb. kaynaklardan toplanan verilerin beyanlarınızla karşılaştırılması nedeniyle.

Uygulamada mükelleflerin sıkça karşılaştıkları ve kendileri hakkında önemli müeyyideler doğuran,  çeşitli gerekçelerle mükellefler tarafından kanuni defter ve belgelerin yetkili makamlara ibraz edilmemesidir.

VUK’nun 256. maddesine göre, mükellefler her türlü defter ve belgelerini 5 yıllık muhafaza  süresi içinde yetkili makamlara ibraz etmek zorundadır.  Ancak bu ibraz gerçekleşirken  VUK’nun 139. maddesine göre “vergi  incelemelerinin esas itibariyle incelemeye tabi olanın işyerinde”  yapılacağı prensibine  uygun olması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle inceleme elemanları tarafından  mükellefe yazılan defter ve belge ibraz yazılarında öncelikle defter ve belgenin mükellefin işyerinde ibrazının istenildiği, işyerinin müsait olmaması durumunda daireye   ibraz edilmesi gerektiği belirtilmelidir. Doğrudan inceleme elemanları tarafından defter ve belgelerin daireye ibrazının istenmesi  açıkça VUK’nun 139. maddesi hükmüne aykırılık teşkil eder.[1]

Diğer taraftan, yaşanan bir olayda, önceki aşamalarda inceleme elemanlarına ibraz edilmeyip, daha sonra vergi mahkemesine ibraz edilen  defter ve belgeler  nedeniyle  mahkeme tarafından  verilen karara göre incelemenin  önceki aşamalarda  idare tarafından bir şekilde yerine getirilmemiş olması  daha sonra  mahkeme kararına göre  idarenin   yeniden inceleme yapmasının mümkün olabileceğine karar vermiştir.[2]        

Öte yandan,  Danıştay 7. Dairesi tarafından verilen bir kararda da şöyle denilmektedir: “Davada, mahkemece, biçimsel kurallara uygun ve gerçek mahiyetle uygun olup olmadıklarının saptanması amacıyla, kendisine sunulan defter ve belgeler üzerinde davalı vergi idaresince inceleme yapılmasına olanak sağlanması ve idarece yapılacak bu incelemenin sonucu alındıktan sonra uyuşmazlığın karara bağlanması gerektiğinden, dava hakkında bu yapılmadan hüküm tesisinde isabet bulunmadığına” şeklinde karar verilmiştir.[3]

Danıştay 9. Dairesinin vermiş olduğu bir kararda; “defter ve belgelerin inceleme elemanına ibraz edilmemesi nedeniyle KDV indirimlerinin reddi durumunda, vergi mahkemesine de ibraz edilmeyen alış belgelerinin, temyiz aşamasında ibraz edilmesi halinde, bu belgelerin vergi mahkemesince bilirkişi incelemesi  yaptırılmak suretiyle KDV indirimi yönünden araştırılması ve buna göre karar verilmesi gerekmektedir.”[4]

Yine, Danıştay VDDGK tarafından  verilen bir kararda, defter ve belgelerin yangın dolayısıyla zayi olması nedeniyle inceleme elemanına ibraz edilmemesi durumunda  belgelerin temin olunarak ilgili mahkemeye  ibraz edilmesi suretiyle açılan bir dava  şöyle karara bağlanmıştır: indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin davacı şirkete yapılan teslim veya hizmetler dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri belgelerde yer alıp almadığının tespiti için, ibraz edilecek bu faturalardan vergi dairesi de haberdar edilip, gerçek mal teslimi ve hizmeti alımına ilişkin olup olmadıklarının araştırılması ve gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bu araştırmaların sonuçları değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği”ne hükmetmiştir.[5]

Netice itibariyle: gerekirse, mükellefler tarafından vergi incelemesi sürecinde denetim elemanına sunulmayan defter ve belgelerin bilahare mahkemeye sunulması da mümkündür.[6] Böylece, mahkeme bu kayıtların  idare  tarafından  ivedi bir biçimde incelenmesi  sağlanılarak  buna göre  mahkemeler tarafından  sonuca göre karar verilecektir.[7]  Danıştay  9. Dairesi tarafından verilen bir başka kararda ise, 3 kat olarak kesilen  vergi ziyaı  cezası  1 kata indirilmiştir.  Kararın dayandığı gerekçe kısaca şöyledir: “davacı tarafından  KDV indiriminde kullanılan ancak muhteviyatı itibariyle  yanıltıcı olduğu saptanan fatura bedellerinin büyük bir kısmı karşılığında davacı  tarafından çek  düzenlenmesi ve bu durumun  inceleme elemanına belirtilmesi nedeniyle  davacı ihtilaflı faturalar karşılığında  gerçekten  mal aldığı, ancak muhteviyatı  itibariyle yanıltıcı  olduğu  saptanan   bu  faturaların  bilmeden kullanıldığı sonuç ve  kanaatine varıldığından, cezanın bir kata indirilmesi gerekirken, cezanın bir kata indirilmesi gerekirken, 3 kat olarak onanmasında isabet görülmemiştir” şeklinde karar verilmiştir.[8]

Şüphesiz defter ve belge ibraz etmeme sonucunda mükelleflerin ağır vergi ve ceza ile muhatap olabilmesini sağlayan kanuni düzenleme VUK’nun 30. maddesinde düzenlenen  “re’sen vergi tarhı” dır. Defter ve belgelerin bir kısmı veya tamamı vergi incelemesi yapmaya  yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmezse mükelleflerin dönem matrahları re’sen takdir edilecektir. Denetim elemanları bu durumda, harici verilerden  hareket ederek dönem matrahlarını belirleyecektir.[9]

Bu durumda yapılan inceleme sonucunda tarh edilen vergi üzerinden hesaplanacak vergi ziyaı cezası da üç kat uygulanacaktır. Çünkü defter ve belge ibraz etmeme fiili  hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasını gerektiren bir fiil olduğundan VUK’nun 344. maddesindeki özel  belirleme gereği vergi ziyaı cezasından böyle bir artırım öngörülmüştür.

Defter ve belgelerin ibraz edilmemesi durumunda mükellefler için  uygulanacak  en ağır ceza, bu fiilleri işleyenler hakkında uygulanacak olan hapis cezasıdır. VUK’nun 359. maddesine göre varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerin sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili  kimselere defter ve belgelerin “gizlendiği” anlamına gelir ve bu fiili işleyenler hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Defter ve   belge ibraz edilmemesi fiili VUK’nun 359. maddesine giren bir fiil olduğu  ve bu filler için 3 kat vergi ziyaı cezası kesildiği için; mükellefler tarh edilen vergi ve cezalar için VUK’nun Ek:1. maddesi gereğince tarhiyat sonrası uzlaşma ve ek:11. maddesi gereğince de tarhiyat öncesi uzlaşma haklarından yararlanamayacaklardır.

XVII-VERGİ İNCELEMESİ SIRASINDA MÜKELLEFLERİN DİKKATE ETMESİ  GEREKEN KONULAR  NELERDİR?

  • İnceleme elemanının talebinden sonra defter ve belgelerin ibraz edilmesi gerekir. Aksi durum, re’sen takdir nedir ve usulsüzlük cezası kesilir.

  • İncelemeye yetkili memura, talep ederse çalışma yeri göstermek ve resmi çalışma saatlerinde müessesede çalışmasını sağlamak gereklidir.

  • İnceleme elemanınca çeşitli çalışmalar ve açıklamalar talep edilebilir. Bu tip çalışmalar ve açıklamalar inceleme konusuyla ilgisi öğrenildikten sonra süratle yapılmalıdır.

Ortak ve yöneticilerin sorumlulukları ise;  Mükellefe düşen yükümlülüklerin yerine getirilmesinden kanuni temsilciler sorumludur.  VUK ve AATUHK hükümleri uyarınca mükelleflerin vergiyle ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmesinde mükellef kurum ortakları ve yöneticilerine başvurulması mümkündür. Bu nedenle ortak ve kanuni temsilcilerin vergi incelemesi sürecinde konuya hassasiyetle yaklaşmaları tavsiye olunur.

XVIII-VERGİ İNCELEMESİ SÜRECİNDE  MÜKELLEF HAKLARI NELERDİR?

  • Mücbir sebeplerin varlığı halinde defter ve belgeler sunulamazsa ibrazdan kaçınma sayılmaz.

  • Vergi incelemesi gereğinden uzun sürer ve ticari faaliyeti aksatmaya başlarsa mükellef ilgili makamlardan tedbir alınmasını talep edebilir.

  • İnceleme elemanı görevi dolayısıyla öğrenmiş olduğu bilgileri gizli tutmak zorundadır.

  • Vergi inceleme elemanı tam bir tarafsızlıkla ve objektif olarak hareket etmek, hazine ile yükümlünün haklarını eşit olarak dikkate almak, matrah arayıcılığından uzak durmakla mükelleftir.

  • Mükellefin inceleme sonunda tutulacak olan tutanağı öncesinde inceleme ve her türlü itirazının bu tutanağa geçirilmesini talep etme hakkı vardır.

XIX-VERGİ İNCELEMESİ SIRASINDA MÜKELLEFLERİN YAPTIKLARI HATALAR NELERDİR?

  1. İşletmede başlayan her türlü incelemenin ciddiye alınması, dikkatle ve özenle takip edilmesi gerekir.

  2. İnceleme elemanının talep ettiği belge ve bilgilerin, hangi sonuçlara yol açabileceği mutlaka değerlendirilmelidir.

  3. İnceleme elemanına verilen her türlü bilgide yazılık esasına uyulması ve istenilecek belgelerin tutanakla teslim edilmesi şirketin haklarının korunması ve savunma imkanlarının daraltılmaması açısından büyük önem taşımaktadır.

  4. Mükellefçe yapılan açıklamaların ve çekincelerin tutanakta yer almasını istemek yasal bir haktır.

  5. Tutanakta yer alması gereken açıklamaları belirlemede gayretsiz ve bunların tutanağa girmesinde ısrarsız olunması telafi edilmesi zor sonuçlar doğurabilir.

  6. İncelemenin başlangıcından itibaren ama özellikle de tutanağın tutulması ve imzalanması aşamasında bu konuda uzmanlaşmış olan kişilerden yardım alınması çok önemlidir.

XX-VERGİ İNCELEMESİNDE  İSPAT YÜKÜ VE ÖNEMİ NEDİR?

Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. [10]

İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutat olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir. 

İnceleme sırasında ve tarhiyat yapılırken dikkate alınan en önemli ispat araçları şunlardır:

  1. Vergi inceleme tutanağı

  2. İncelemeye başlama tutanağı

  3. Karşıt inceleme tutanakları

  4. Fiili envanter tutanakları

  5. Takdir komisyonuna yaptırılan kıymet takdirleri

Yükümlünün özel defterleri, inceleme elemanı tarafından ele geçirilir ve yapılan incelemeler sonucunda kanuni defter, kayıt ve belgelerde bulunması gereken kayıtların, vergi matrahını azaltacak şekilde tamamen veya kısmen bu defterlere kaydedildiği tespit edilirse, kanuni defter ve belgelerin doğruluğu karinesi çürütülmüş olacağından re’sen takdir nedeni gerçekleşmiş olur.

Yükümlüler tarafından belgeye bağlanması gereken eylem ve işlemler ancak belirtilen belgelere dayanılarak ispatlanabilir. Kural olarak yükümlünün kanunen tutmak zorunda olduğu defter kayıtları ile saklamak zorunda olduğu belgelerin yükümlü lehine delil olabilmeleri, kanuni şekil ve muhteva şartlarını taşımalarına bağlıdır.[11]

XXI-VERGİ İNCELEMESİ SONUCUNDA  İKMALEN TARHİYAT  YAPILABİLİR Mİ?

Vergi incelemesi sonucunda, matrah farkı, mükellefin defter ve belgelerine dayanılarak tespit edilebiliyorsa ikmalen tarhiyat yapılır. 

XXII-VERGİ İNCELEMESİ SONUCUNDA RE’SEN TARHİYAT YAPILABİLİR Mİ?

Vergi incelemesi sonucunda, matrah, defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere göre tespit edilemiyorsa, re’sen tarhiyat yapılır. Böyle bir durumda vergi inceleme elemanı çalışmalarına göre bir matrah takdir eder ve vergi bu matrah üzerinden hesaplanır. 

XXIII-VERGİ İNCELEMESİ BİTMEDEN MÜKELLEFTEN TEMİNAT İSTENEBİLİR Mİ?

6183 sayılı AATUHK’nun 9. maddesi hükmüne göre teminat istenebilmesi için vergi incelemelerinin devam etmekte olması amme alacağının henüz tahakkuk etmemiş olması gereklidir. Mükellefler nezdinde yapılan incelemelerin bitmesi halinde tahakkuk eden ve kesinleşen kamu alacağı için artık teminat istenmesi mümkün değildir.[12] Bu nedenle, dava konusu yapılan teminat isteme yazıları neden ve konu unsurları açısından hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dava konusu edilebilecektir.[13]

AATUHK’nun 9. maddesi uyarınca vergi incelemesi sırasında, vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile kaçakçılık sayılan hallerin varlığının tespiti halinde teminat istenebilir. 

AATUHK’da, teminatın ne kadar sürede verileceği konusunda bir hüküm yoktur. Vergi dairesinin belirlediği süre içinde teminat verilmelidir. Ancak belirlenecek bu süre 15 günden az olamaz. 

Diğer taraftan, teminat isteme yazıları hukuksal olarak kamu borçlusunun hukuksal durumunu etkileyen kat’i ve yürütülmesi zorunlu yani icrai yükümlendirici ve öznel nitelikte bir idari işlem olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle teminat isteme yazıları kamu borçlusu tarafından tek başına iptal davasına konu edilebilir.[14] Yargı organları tarafından yapılan değerlendirme sonucunda teminat isteme yazısı iptal edilirse ihtiyati haczi gerektiren neden de ortadan kalkar.[15]

XXIV-VERGİ İNCELEMESİ SONUÇLANMADAN İHTİYATİ TAHAKKUK VE İHTİYATİ HACİZ YAPILABİLİR Mİ?

Vergi incelemesi sırasında ve sonrasında, AATUHK uyarınca, teminat istenmesini gerektiren bir hal bulunduğu takdirde ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz yapılması olasılığı vardır. 

İdarenin ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararı alması durumunda, şirketin, vergi borcunu karşılayacak miktardaki malvarlığı üzerindeki zilyetliği ve tasarruf yetkisi idareye geçer. Yani, bu sure içinde ihtiyati haciz uygulanan malın mülkiyeti şirkette kalmakla birlikte, mal üzerindeki kullanım ve tasarruf yetkisi idarenin elinde olur. 

İhtiyati haciz  ve ihtiyati tahakkuklarda  teminat olarak 6183 sayılı kanunun 10. maddesine zikredilen teminatlar söz konusudur.  Ancak, yine 6183 sayılı kanunun  16. maddesinde  teminat olarak  gayrimenkul gösterilmemesi halinde  ihtiyati haciz kaldırılmamaktadır.  Başka bir ifade ile amme borçlusu 10. maddenin 5. bendinde yazılı menkul mallar hariç olmak üzere, anılan maddeye göre  teminat gösterildiği takdirde  ihtiyati haciz, haczi koyan merci tarafından ancak  kaldırılabilmektedir.[16]

İhtiyati tahakkuk kararı üzerine ihtiyati haciz uygulanan mükellefler, ihtiyati haciz kararı ile birlikte ihtiyati tahakkukun sebeplerine ve miktarına karşı dava açabilirler. 

Dava açma süresi, ihtiyati haciz kararının tebliğinden itibaren 7 gündür.

XXV-VERGİ İNCELEMESİNDE SÜREÇ İDARESİ

Vergi incelemesinde süreç yönetimi son derece önem taşımaktadır.  İnceleme neticesinde düzenlenen tutanaklara göre mükelleflerin bu tutanakları mali müşavir veya muhasebecisi ile beraber dikkatlice okuması, tutanakta maddi hata veya başka bir eksiklik görülmesi durumunda bunun düzeltilmesi talep edilmelidir. Daha sonra doğru olduğu kanısında varılan tutanak birlikte imza altına alınmalıdır. Bazı hallerde bu tutanakların “koşullu imza” edilmesi yoluna gidilebilir. Bazı hallerde de bu tutanakların   ihtirazi kayıtla imza konulması şeklinde de imzalanması gerekebilecektir.  Tutanaklarda cezalı tarhiyat yapılması ihtimali var ise buna göre çıkabilecek vergi ve cezalar hakkında “tarhiyat öncesi  uzlaşma” diye tanımladığımız uzlaşma hükümlerinde de yararlanılması talep edilmelidir.

Tutanakların imza süreci bittikten sonra bu tutanaklara dayalı olarak vergi inceleme elemanları tarafından vergi inceleme raporları düzenlenecektir.   Bu raporlara göre de  vergi dairesi tarafından duruma göre vergi ve ceza ihbarnameleri mükellefe kapalı bir zarf içerisinde tebliğ edilebilecektir.  İhbarnamenin tebliğinden sonra mükellefler tarafından yasal hakları devreye tekrar girecektir.

XXVI-ÖZET  VE DEĞERLENDİRMELERİMİZ

Vergi kanunları ile vergileme işlemlerinde verginin tarafları olan vergi idaresi ile mükelleflere bazı hak ve atifetler  verilmiş, bazı sorumluluklar getirilmiş bulunmaktadır.  Vergilemeye ilişkin mevzuat genel olarak incelendiğinde bir tarafta verginin alacaklısı durumundaki vergi idaresinin daha çok vergilendirme yetkisi ve bu yetkileri nasıl kullanacağı, diğer tarafta ise mükellefin ödev ve yükümlülüklerinin neler olduğu konularının ele alındığı görülmektedir. Ülkelerin vergi yasalarında, vergileme sürecinde çoğunlukla, mükelleflerin haklarını savunmaları amacıyla baş vurabilecekleri yollar düzenlenmiş ancak mükellef hakları önemli  ölçüde göz ardı edilmektedir. 

1990'lardan itibaren, özellikle gelişmiş ülkelerde vergi idarelerinin mükellef öncelikli yaklaşımlarının öne çıkması, vergileme sürecinin daha etkin, adil ve şeffaf hale getirilmesi çalışmalarına paralel olarak birçok ülkede mükellef haklarının belirlenmesi, açıklanması, korunması ve denetlenmesi gibi hususlar öne çıkmıştır. Bu kapsamda  bir çok ülkede vergi kanunlarında gerekli düzenlemeleri yapmışlardır. Ülkemizde de, gelir idaresi uygulamalarında mükellef odaklı anlayış öne çıkmaktadır. Vergi yasalarında yapılan ve yapılacak değişikliklerde de mükellef haklar konusu mükellef odaklılık yaklaşım ve uygun olarak ele alınmaktadır. Bu yazımızda vergi kanunlarımızda yer verilen, vergi incelemeleri sürecinde mükelleflerin yararlanabileceği haklar üzerinde duracağız.

Gelir İdaresi Başkanlığı yayımlamış olduğu “mükellef hakları bildirgesi”nde mükelleflerle ilgili uygulamaları konusunda belirli ilkeleri benimsemiş ve bunları yazılı bir metin haline getirerek kamuoyu ile paylaşmıştır.   Bu amaçla gelir idaresi başkanlığı her yıl düzenli olarak “faaliyet raporları “yayınlayarak” bir yıl içerisinde yaptıkları faaliyetleri vergi mükellefleri ile paylaşmaktadır. Bitti


[1] SAKAL Mustafa – ALPASLAN Mustafa, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı Uyarınca Adil Yargılama  Hakkı ve Vergi İnceleme  Elemanlarına Defter ve Belgelerin İbraz Yükümü ve Sonuçları”  Vergi Hukuku Uygulaması, Makale/İnceleme ve Yorumlar – I, Ocak 2008, İzmir, s. 253-255

[2] İzmir 4. Vergi Mahkemesi, 03.06.2009 gün ve E:2007/387-K:2009/871 sayılı kararları.

[3] Dnş. 7. D.’nin, 23.10.2001 tarih ve E. 2000/6421, K. 2001/3253 sayılı Kararı

[4] Dnş. 9. D.nin, 03.04.2008 gün ve E:2007/3844-K:2008/1713 sayılı kararları.  Benzeri bir kararda, Danıştay 11. Dairesi tarafından verilen  21.10.1999 gün ve E:19999/1038-K:1999/3776 sayılı kararları bulunmaktadır.

[5] DVDDGK’nın, 15.02.2002 tarih ve E. 2001/324, K. 2002/87 sayılı Kararı.

[6] Ayrıntılı bilgi için bkz. KIZILOT Şükrü, KDV Kanunu Uygulaması, Genişletilmiş ve Gözden Geçirilmiş 4. Baskı, s.1444, Ankara 2010.

[7] Dnş. 11. D. 2.3.1998 gün ve E:1997/700-K:1998/690 sayılı kararları.

[8] Dnş. 9. D.nin, 27.01.2010 gün ve E:2009/1991-K.2010/267 sayılı kararları. Bu  karar için bkz. Legal Mali Hukuk Dergisi, Yıl:6, Sayı:72, s.2726-2728.

[9] YILDIZ A.Murat, “Vergide Gündemden Düşmeyen 100 Soru 100 Cevap”, İzmir SMMM Odası, Nisan, 2008, İzmir 

[10] Bu konuda daha fazla bilgi için  bkz.  ŞENTÜRK A. Gencer, Hukukçu Gözüyle Vergi Uygulamaları -2, Etki Yayınları, İzmir 2009.

[11] GÜNDÜZ Zeki – TÜRKMEN Ezgi – DİKİCİ Yeşim, “Vergi İncelemeleri”,  vergiportalı

[12] Yüksek mahkeme Danıştay Dnş. 4. D.nin, 13.5.2002 gün ve E:2002/701-K:2002/1975 sayılı kararlarında,

vergi incelemesi bittikten sonra teminat istenmesinin mümkün olamayacağına karar verilmiştir.  Teminat istenilmesi için incelemenin bitmemiş olması gerekmektedir.

[13] KAYA Eda – ALPASLAN Mustafa, “Vergi Daireleri, Müstakbel Amme Borçlusu Olabilecek Kimselerden Hangi Hallerde Teminat İsteyebilir”, Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, Mart 2010, Sayı:75, s.180-183.

[14] Dnş. 3. D. nin, 11.03.1998 gün ve E:1997/361-K:1998/849 sayılı kararları.

[15] KIZILOT Şükrü – KIZILOT Zuhal, Vergi İhtilafları ve Çözüm Yolları, 14. Baskı, Ankara, Nisan 2008, s.319

[16] 6183 sayılı yasa md. 16

Av. Nazlı Gaye Alpaslan - Dünya

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları