Vergi uyuşmazlıklarının çözümü ve vergi yargısı - Veysi Seviğ

Vergi Usul Kanunu’nun beşinci kitabı ‘Vergi Davaları’ başlığını taşımakta olup, 377’nci maddesi uyarınca mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, haklarında idarece tarh edilen vergiler ve kesilen cezalara karşı 2576 sayılı ‘Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesinde yer alan uyuşmazlıkları çözümlemekle görevli vergi mahkemelerinde dava açabilmektedirler.

Ayrıca vergi dairesi tadilat ve takdir komisyonlarınca tahmin ve takdir olunan matrahlara karşı da vergi mahkemelerinde dava açılabilmektedir. 
Söz konusu dava açma hakkı Vergi Usul Kanunu’nun 8’nci maddesi uyarınca mükellef tabiri sorumluyu da kapsadığı için vergi sorumluları da vergi mahkemesinde dava açabilmektedirler.

Vergi mahkemelerinde dava açma süresi İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7/1’nci maddesinde 30 gün olarak belirlenmiş olup; özel kanunlarda farklı sürelerin bulunması halinde bu sürelerin geçerli olacağı belirtilmiştir. Bu süreler;

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanuna göre düzenlenen ödeme emirleri ve ihtiyati haciz davalarında 7 gün,

Vergi Usul Kanunu’nun ek (I)’nci maddesine göre uzlaşmanın vaki olmaması durumunda, vergi mahkemesinde dava açma süresi bitmiş veya 15 günden az kalmış ise dava açma süresi, uzlaşmanın vaki olmadığını içeren tutanağın mükellefe tebliğ tarihinden itibaren 15 gündür.

Vergi mahkemesinde dava açma süresi;

  • Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın yapıldığı,
  • Tebliğ yapılan veya tebliğ yerine geçen işlemlerde, tebliğin veya yerine geçen işlemin yapıldığı,
  • Tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahibine ödemenin yapıldığı,
  • Tescile bağlı vergilerde tescil işleminin yapıldığı,
  • İdarenin dava açması gereken konularda, ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği,
  • Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun’a göre düzenlenen ödeme emirlerine ve diğer takiplere karşı tebligatın veya tebligat yerine geçen işlemin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.

Adresleri belli olmayanlara özel kanunlardaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde özel kanunlarında aksine bir hüküm bulunmadıkça süre son ilan tarihini izleyen günden itibaren 15 gün sonra işlemeye başlamaktadır.

Vergi Usul Kanunu’nun 124’üncü maddesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu ile Maliye Bakanlığı’na müracaat edebilirler. 
Konuya ilişkin olarak başvurunun reddi üzerine veya 60 gün içinde cevap vermemesi hallerinde ilgilinin dava açma hakkı yeniden doğar.

İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 10/2 maddesi uyarınca ‘60 gün’ içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer 60 günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerinde dava açabilirler. 60 günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava süresi işlemez. Ancak bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren 6 ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, 60 günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açabilirler.

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 8’inci maddesine göre; yargılamaya ilişkin süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlamaktadır.

Tatil günleri sürelere dahildir. Sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen ilk çalışma gününün bitimine kadar uzamaktadır. Tatil sözünden anlaşılması gereken yasal tatil günleridir. 
Bu bağlamda 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu’nda ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun’da hangi günlerin tatil günü olduğuna dair belirlemeler yapılmıştır.

Dava dilekçeleri görevli ve yetkili vergi mahkemesine verildikten sonra dava açılmış sayılır.

Vergi Mahkemesi İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 14/3’üncü maddesinde yer alan ilk incelemeyi yaptıktan sonra, usul ve şekil yönünden başvuruda kanuna aykırılık olmadığına kanaat getirdiğinde, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16’ncı maddesinde belirlenmiş bulunan tebligat ve cevap verme sürecine geçilir.

https://www.itohaber.com

EBÜLTEN

Benzer haberler eklendiğinde mail ile bilgilendirilmek için ebültenimize kaydolun.

Bu İçeriğe Tepki Verin

Facebook Yorumları