Türkiye'nin İlk Muhasebe Portalı

Muhasebe büronuz ile ilgili önemli haberleri kaçırmamak için epostanızı yazın

Çalışanlara Verilen Ramazan Çekleri

0 367

Ramazan ayı ülkemizde genel olarak yardımlaşma ve dayanışmanın zirveye çıktığı mübarek bir ay olarak yaşanır. Bu ayda yurttaşlarımız daha çok yardımlaşma ve dayanışmaya özen göstermeye çalışırlar. Bu durum belki de birçok Müslüman ülkeye göre ülkemizde Ramazan ayının daha bir özel ve anlamlı geçirilmesi geleneği haline geldi.

Bu yardımlaşma ve dayanışmanın gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olan işletmeler bakımından en çok göze batan uygulamaları da Ramazan’da verilen ve temsil ve ağırlama kapsamında değerlendirilen Ramazan iftarları en belirgin özelliktir. Birçok şirket daha ziyade müşterileri için verdiği bu iftarların yanında çalışanlarına da özellikle Ramazan ayı başlangıcında veya bu ay içerisinde Ramazan çekleri verme geleneğini uyguluyor.

Buraya kadar her şey geleneklerimize, kültürümüze ve Ramazan ayının manevi havasına uygun olarak cereyan eder. Doğal olarak akla personele verilen bu Ramazan çeklerinin mahiyetinin ne olduğu sorusu akla gelir. Yani bu Ramazan çekleri işveren çalışan ilişkisi olana işverenin tek taraflı iradesi ile verildiği halde ücretin bir unsuru olarak sayılıp sayılmaması konusu gelir. Aslında düz mantıkla bakıldığında verilen bu çeklerin işveren ile çalışan arasında yapılan iş sözleşmesinin bir gereği olarak verilmesi söz konusu değildir. Yani işveren çalışanla yaptığı iş akdinde böyle bir Ramazan çeki vermek üzere bir taahhütte bulunmaz. Dolayısıyla da böyle bir çek verme zorunluluğu iş akdinin bir gereği değildir. Bu yönüyle bakıldığında verilen bu çeklerin ücretin unsuru olarak sayılarak üzerinden vergi ve sigorta primi hesaplanması gerekmez diye düşünülebilir. 
Düz mantıkla bu şekilde görülen bu konuya mevzuat açısından baktığımızda manzara hiç de böyle değildir. Konunun vergi ve sosyal güvenlik mevzuatı açısından değerlendirilmesinde durum aşağıdaki gibi karşımıza çıkıyor.

Personele verilen Ramazan çekleri gider yazılabilir mi?

Öncelikle şirketler tarafından çalışanlarına verilen Ramazan çeklerinin şirket açısından gider yazılıp yazılmaması konusunun cevabı son derece kısa. Aslında doğrudan işle de ilgisi kurulan bir ödeme olduğundan yapılan bu ödemelerin Gelir ve Kurumlar Vergisi açısından gider yazılmasında bir sorun bulunmuyor.

Bu ödemeler üzerinden stopaj ve sosyal güvenlik primi hesaplanması gerekir mi?

Bu ödemelerin çalışanlara çek ya da kart şeklinde verilmesi ilk bakışta bizim gelenek ve göreneklerimize uygun ödemeler olarak dikkate alınarak ücretle ne alakası var diye düşünülse de her ne kadar bu ödemeler işverenin tamamen kendi iradesi ve inisiyatifi ile Ramazan çekleri ya da kartlarını çalışanlarına dağıtsa da mevcut mevzuata göre ortada bir işveren çalışan ilişkisi bulunduğu için buna ilişkin bir istisna hükmü bulunup bulunmadığına bakmamız gerekiyor.

Sözü çok fazla uzatmadan hemen sonuca gelelim: Mevcut mevzuata göre bu kart veya çeklerin çalışanlar açısından ücretin bir unsuru olarak vergi ve sigorta primine dahil edilmesi gereken bir ödeme boyutundadır. Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri yanlarında çalışanlara Ramazan’da vermiş oldukları Ramazan çekleri veya kartlarının bedellerini çalışanların ücretlerine eklemek suretiyle hem sosyal güvenlik primi matrahına dahil etmeleri hem de ücretlere ilişkin tarifeye göre gelir vergisi stopajına tabi tutmaları gerekir. Doğal olarak özellikle sosyal güvenlik primi hesaplanması açısından aylık tavan prim tutarının da göz önünde bulundurulması gerekir.

Önerimiz

Gelir Vergisi Kanunu’nda birçok istisna hükümleri vardır. Ücretlere ilişkin istisna hükümlerine baktığı-mızda; yemek bedeli, evlenen veya çocuğu olan personele yapılan yardımları belli tutarları itibari ile gelir vergisinden istisna edilmiştir. Buna karşılık yukarıda belirttiğimiz Ramazan’da verilen hediye çekleri ile ilgili böyle bir istisna hükmü yer almadığı için bu ödemelerin vergiye tabi olması gerektiği sonucuna ulaşılıyor. Bize göre, günümüz koşullarında belli bir limit koymak suretiyle bu tür ödemelerin de vergilenmek yerine sosyal dayanışma-nın bir gereği olarak kabul edilmesi yerinde olacaktır. Umarız ki, yapılacak bir kanun değişikliği sırasında önerimiz değerlendirilir ve belli bir limit dahilinde bu ödemelere vergi ve sigorta primine tabi tutulmaksızın gider yazılma imkanı verilir.

Osman Arıoğlu, İTO