Türkiye'nin İlk Muhasebe Portalı

Muhasebe büronuz ile ilgili önemli haberleri kaçırmamak için epostanızı yazın

Sigortasız İşçi Çalıştırmanın Ağır Sonuçları!

0 175
Sigortasız işçi çalıştırmanın en yaygın görülen şekli işçilerin tamamen SGK’ya bildirilmemesidir. Kaçak sigortalılık olarak bilinen bu durumun yanı sıra işçilerin kayıtlı ve sigortalı olmalarına rağmen ücretlerinin ve çalışma gün sayılarının eksik gösterildiği durumlar da bulunmaktadır.
Bu durumlarda da hem işçinin emekli maaşı az olmakta hem de geç emekli olmaktadır. Daha da vahim olan durum ise çalışanın ölümü hâlinde bir gün bile eksik olan primleri nedeniyle geriye kalan dul eşine, yetim çocukları ile ana ve babasına emekli maaşı bağlanamamaktadır. Ayrıca sağlık yardımlarından da mahrum kalınmaktadır. Sigortasız işçi çalıştırmanın diğer işveren üzerindeki oluşturduğu haksız rekabet, devletin mahrum kaldığı prim ve vergi gelirleri ile diğer kayıplar ise ayrı bir boyutu teşkil etmektedir.
Sigortasız işçi çalıştırmanın ağır ceza ve yaptırımları bulunmaktadır. İçinde bulunduğumuz mübarek ramazan ayında sigortasız işçi çalıştırmanın dinî ve ahlaki boyutu da ayrı bir konudur. Bu konuda değerli okuyucularımızdan bizlere sorular da gelmektedir. Örneğin orucun bozulup bozulmayacağı, kul hakkının ihlaline neden olup olmadığı gibi.
Elbette ki dinî konularda yazmak uzmanlık alanımız dışında bulunmaktadır. Ancak değerli okurlarımızın (Vefa Umurca, İbrahim Halil Nimet) Diyanet işleri Başkanlığına yöneltmiş oldukları sorulara verilen cevaplara olduğu gibi yer vereceğiz.
Ağır ceza ve teşviklerden mahrumiyet
Kaçak sigortalı çalıştıranlara SGK ağır idari para cezaları uygulamakla yetinmemektedir. Kaçırılan primleri gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte tahsil etmekte ayrıca işvereni teşviklerden mahrum bırakmaktadır.
Örneğin SGK Müfettişi ya da SGK Denetmeni 2019 yılında sadece bir işçinin bile bir yıldan beri kaçak sigortalı çalıştırıldığını yakalarsa kayıt teftişi ile birlikte en az 97 bin TL’yi aşkın idari para cezası uygulayacaktır.
Ayrıca işyerinin tamamen devlet teşviklerinden mahrum bırakılması da söz konusu olabilecektir.
“Çalışanın ücretini alın teri kurumadan veriniz”
Diyanet işleri Başkanlığı konuyla ilgili olarak aynen“Toplum hâlinde yaşamanın insana sağladığı birtakım haklar ve yüklediği sorumluluklar vardır. Haklara saygı göstermek ve sorumlulukları yerine getirmek herkesin ortak görevidir. Emeğe saygı da İslam’ın üzerinde hassasiyetle durduğu bu çok önemli görevlerden biridir. Yüce Allah, emeği müstakil bir değer olarak kabul etmiş, emeğin hem maddi hem de manevi karşılığının olduğunu Kur’ân’ın değişik âyetleriyle bize bildirmiştir. Sorumluluğunun bilincinde olan bir işveren; çalıştırdığı kişilerin maaş veya ücretlerinin en azından temel ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda olmasına özen göstermeli, mümkün mertebe “eşit işe eşit ücret” prensibini uygulamalıdır.
Bilgi, beceri ve uzmanlık gerektiren işlerde çalışanlara ise durumlarına uygun, tatmin edici ve adil ücret ödemelidir. Vereceği ücreti önceden belirlemeli, sonradan hak kaybına sebep olabilecek durumlardan kaçınmalı, çalışanların ücretini tam ve zamanında ödemelidir.
Sevgili peygamberimiz; “Çalışanın ücretini alın teri kurumadan veriniz” buyurarak bu konuda işverenleri duyarlı olmaya davet etmişlerdir. Aynı şekilde işveren; işçisine güç ve kabiliyetinin üzerinde iş yüklememeli, onu kardeşi gibi görmeli, temel haklarına saygılı olmalıdır.
Sigortasız işçi çalıştırmanın veya çalışanların sigorta primlerini eksik yatırmanın başlı başına bir kul hakkı ihlali olduğunu unutmamalıdır. Buna göre, çalışma kanunlara aykırı olarak sigortasız işçi çalıştırılması caiz değildir. 
İşe başlama sözleşmesinde, sigortasız çalışma şartı üzerinde anlaşma yapılmış olması durumu değiştirmez. Bununla birlikte sigortasız işçi çalıştırmakla oruç tutmak farkı durumlardır. Dolayısıyla sigortasız işçi çalıştıranın bu sebeple gireceği günah onun oruç tutmasına engel değildir ve orucu geçerli olur” demektedir.
Netice itibarıyla sigortasız işçi çalıştırmanın hem SGK Kanunu hem de dinî açıdan son derece sakıncalı ve ağır sonuçlarının olduğu aşikârdır.
             ***
“Faydasız ilim, şifasız ilaca benzer. Güzel ilim, çalışma ile beraber olandır.” İbn-ül Arabi
İsa Karakaş, Türkiye Gazetesi