Türkiye'nin İlk Muhasebe Portalı

Muhasebe büronuz ile ilgili önemli haberleri kaçırmamak için epostanızı yazın

Vergi İncelemesi Sürecinin Uzaması Sonucu Uygulanacak Gecikme Faizi

1.164

Vergi incelemesi sürecinin uzaması sonucu mükellef aleyhine uygulanacak gecikme faizinin akibeti

Bilindiği gibi, vergi incelemesi kısa incelemelerde (6) ay, uzun vergi incelemelerinde ise (1) yıl içerisinde sonuçlandırılması hedeflenmiştir. Buna göre, 6009 sayılı yasa ile yapılan düzenlemeler sonucunda 213 sayılı VUK md. 140 hükmüne yapılan ekleme ile vergi incelemelerinde tam inceleme ve sınırlı inceleme olmak üzere bir ayrım yapılmıştır.

213 sayılı VUK md. 140 hükmü ve konu ile ilgili yayımlanan yönetmelik yükümlerine göre inceleme elemanının, inceleme süresini incelemeye başlama tutanağı ile raporun, rapor değerlendirme komisyonuna sevki için ilgili inceleme ve denetim birimine teslim etmesi arasında ki süre olarak tespit etmiştir. İncelemeye başlanıldığı tarihten itibaren, tam inceleme yapılması halinde, en fazla (1) yıl; sınırlı inceleme yapılması halinde ise, en çok (6) ay içerisinde incelemenin tamamlanması ve bitmiş olması gerekir. Bu süreler dahilinde incelemenin bitirilmemesi halinde, bitirilmeme nedenleri yazılı olarak ilgili mükellefe bildirilmek koşulu ile (6) ay geçmemek üzere ilave süre istenebilmektedir.

Öte yandan, vergi incelemesi sonucu gecikme faizi 213 sayılı VUK md. 112 hükmüne göre hesaplanmaktadır. Gecikme faizi ise, vergiler ile ilgili tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, son yapılan tarhiyatın tahakkuk tarihine kadar hesaplanacak olan gecikme faizi, mükellefler bakımından önemli bir vergisel yük olarak karşımıza çıkmaktadır. Vergi incelemeleri sonrasında hesaplanan, vergi cezaları uzlaşma konusu edilebilmektedir. Gecikme faizleri ise, hiçbir şekilde uzlaşmaya konu edilmemektedir.

Gecikme faizi, ana vergi üzerinden ve geçmişe yönelik olarak hesaplanmaktadır. Durum böyle olunca, gecikme faizleri, vergi incelemelerinin veya takdir komisyonlarında dosyaların geciktirilmesi halinde çok ciddi rakamlara varan gecikme faizi külfeti, mükelleflerin belini kırmaktadır.(1) Özellikle, yeni vergi incelemesi süreci sonrasında gecikme faizleri vergi incelemesinin kısa sürede bitirilmesi halinde önemli bir yük olarak karşımıza çıkmaz. Çünkü, murat edilen süreçte incelemenin bitirilmesi halinde geçmişe matuf, ana para üzerinden hesaplanan gecikme faizi çok ciddi bir yük olarak karşımıza çıkmayacaktır. Şu veya bu sebeplerle, vergi inceleme sürecinin uzaması halinde (vergi müfettişinin değişmesi, rapor okuma komisyonunda raporun yeniden düzeltilmesi, incelemeye çeşitli nedenlerle ara verilmesi, incelemenin bitirilemeyerek tarh zaman aşımının bitmesine kısa bir süre kala dosyanın müfettişten takdir komisyonuna sevk edilmesi, vs.) geçmişe matuf yapılacak tarhiyatlarda gecikme faizleri çok ciddi bir yük olarak ortaya çıkmaktadır. Bu süreçte, vergi mükellefinin, vergi incelemesine etki edememesi, incelemenin mükellefin ricası ile veya müdahalesi ile kısa sürede tamamlanamaması (kaldı ki, mükellefin vergi incelemesine herhangi bir müdahale etmesi mümkün değildir.) halinde ortaya çıkacak gecikme faizi nedeniyle idarenin kusuru olduğu görülmektedir.

Yargıya intikal eden bir hadise nedeniyle vergi incelemesinin zamanında yerine getirilmemesi sonucu yürürlüğe giren 6111 sayılı yasanın md. 4 hükmünde mükellefin istifade ettirilmeyişi dava konusu edilmiş. Neticede yargı mükellefi haklı bulup, vergi incelemesinin süresinde bitirilmesi gerektiği ve bu konuda idarenin sorumlu olduğu şeklinde dava karara bağlanmıştır. Sonuçta, mahkeme kararına göre mükellef için 6111 sayılı torba kanunun md. 4 hükmünden yararlanması gerektiği mükellef lehine karara bağlanmıştır.(2)

[1]Bkz. 213 sayılı VUK md. 112

[2]Bkz. İzmir 2. Vergi Mahkemesi 10.12.2012 gün ve E: 2012 / 221 – K: 2012 / 1319 sayılı karar : Söz konusu karara göre “Bu durumda defter ve belgelerin vergi denetmenleri büro başkanlığına ibraz tarihi 6111 sayılı Kanunun yayımlanmasında önceki bir tarihte gerçekleştiğinden, incelemeye başlama tutanağının Kanunun yayımlanma tarihinden sonraki bir tarihte düzenlendiğinden bahisle anılan Kanun hükümlerinden yararlanma başvurusunun anılan gerekçeyle reddinde yasaya uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, …”

Av. Nazlı Gaye Alpaslan, Hürses Gazetesi